Re: [bcn2004] Re: Bilgamesh
Part-2; (BILGAMESH, ARURU, NINSUN)
Sayin Turhan Tisinli,
Merhaba. Ilk
olarak yazinizin en son sözlerine yanit vermek istiyorum. Yazinizda diyorsunuz
ki:
"sayın bay polat
kaya'nin üzerine düşen yük, "-mış" ekinin
sümerce'de de olduğunun kanıtını bulmaktır.
o zaman dek
"gilgamış"ın türkçe olduğuna kuşkuyla
bakılmalıdır düşüncesindeyim."
GILGAMESH adinin
gerçekte BILGAMESH oldugunu Sumer diliyle ugrasanlar arasinda pek çok kisi
bilmektedir ve söylemektedirler. Benim bu konuda okudugum ilk kitap C. J.
Gadd'in 1920 lerde yazdigi kitabidir ki onu bir çok yazimda kaynak olarak
vermisimdir. GILGAMESH adinin gerçekte BILGAMESH oldugunu görmek için
internette bir arastirma yapmaniz yeterlidir. Ben derim ki madem ki adin asli
"BILGAMESH" (BILGEMIS) dir, o halde onun GILGAMESH olarak tanitilmis
olmasi, dünyanin en eski destani diye bilinen ve adi Türkçe olan bu destaninin
bilinçli olarak Türk dünyasindan kaçirilmis olmasi demektir ve bu Türk
milletine yapilmis adaletsizligin isaretidir. Ben bu gerçegi, eldeki
bütün verileri inceleyerek ve bu maksad ile sayfalar dolusu açiklamalar yaparak
açik bir dille gün isigina çikarip Türkçenin ve Türk dünyasi medeniyetinin en
az Sümerlerin zamanina, yani zamanimizdan en az 6,000 sene öncesine
gittigi gerçegini bu ortamda herkes ile paylastim. Siz ise bunca delillerimize
ragmen, önemsiz bir sebeple dediklerimize "kuskuyla" bakilmasini
önermissiniz. Elbette ki "görüslerinizi" açikca söylemek sizin
hakkiniz, fakat buna ragmen onlari dile getirirken ortaya koydugumuz verileri
de enine boyuna gözden geçirmek gerekmez mi? Bir "-MIS" eki
yüzünden kos koca 6,000 senelik ve tas üzerine yazilmis, Türkce adina ve lehine
konusan bir belgeyi "kuskulu" saymak, Türkçe ile ilgili belgeleri layikiyle
taniyamamak ve/veya degerlendirememek olur ve dünyaya medeniyet yaymis bir olan
Türkçenin geçmisine gerekli ilgiyi gösterememe bakimindan bilge-kisilige ters
düser.
Üstelik
"kusku" ifade eden bu görüsünüzde bir yanlislik veya yazdiklarimi
okurken bir yanlis anlamanizin oldugu görüsündeyim. Zira, "GILGAMESH"
adinin Türkçe "AGILGAMESH" (AKILGAMISH) sözünden yapilmis oldugunu
söyledim ve "GILGAMESH" adinin Türkçeden yabancilastirilmis oldugunu
belirttim. "GILGAMESH" adinin verildigi haliyle Türkçe oldugunu
söylemedim. Baska bir deyimle "GILGAMESH" adinin asli Türkçe
olan bir sözden tahrif edildigini bildirdim. Halbuki sizin ifadenizde
benim "GILGAMESH" (gilgamis) sözünün Türkçe oldugunu söylemisim gibi
bir görüntü veriyorsunuz ki bu yanlistir.
Sayet
"GILGAMESH" adi verildigi haliyle Türkce olsaydi simdiye kadar
olasilikla birileri onu Türkçe bir söz diye tanimis olabilirdi. Zaten adin
aslinin Türkçe oldugu taninmasin diye tahrif edilmistir. Ayrica bu
destanin tanitilmasinda Sümerlerden çok Babilonyali Semitiklerin adi verilmekte
ve öncelikle onlara mal edilmektedir. Yazilarimda kirmizi renkte yazdigim
kaynak yazilarla Babilonyali Akkad gezgincilerinin yalniz isgal ettikleri
yerleri yakip yikma ile yetinmediklerini ve Sümer (Tur/Türk) diline ve medeniyetine
ait ne varsa hepsini degistirdiklerini ve kendilerine mal ettiklerini de
gösterdim. Bu kadar zalimce davranan bir isgalcinin, Türk diline ait dünyanin
en eski destanini ad degistirmek suretiyle kendilerine aitmis gibi göstermeleri
elbette ki beklenir bir durumdur. Baska bir deyimle BILGAMESH destani
bilinçli sekilde Türkçeden ve Türk dünyasindan asirilmistir. Onun içindir ki
onun Türkçe adi degistirilmis ve "GILGAMESH" sekline sokularak adin
aslinin Türkçe oldugu gizlenmis ve taninmasi güclestirilmistir.
BILGAMESH adinin
GILGAMESH olmasi ya dogrudan dogruya adin basindaki "B" harfinin
"G" harfiyle degistirilmesi neticesi olabilmektedir yahut ta
BILGAMESH sözünün anlami ile ayni anlamli baska bir sözcük kullanmak ile,
örnegin "AGILGAMESH" (AKILGAMISH) Türkçe sözü ile
degistirdikten ve basindaki "A" harfini düsürmekle elde etmek
mümkündür. Ben yazimda bu ikinci hal üzerinde durdum. Buna sebep te baska
efsanevi adlarin da olusudur. Zira bu gibi efsanevi adlardan birisi Grekceye
ait oldugu söylenen ve Bati dünyasina maledilen Ingilizce "HERACLES"
ve Grekce "HRAKLES" veya "HRAKLEOUS" adidir. Gerçekte
bu ad dahi Türkçe bir söz olup insan oglunun "AKLINI" yine Türkçe bir
sözün karistirilmis hali olarak temsil etmektedir. Bu bakimdan aynen
BILGAMESH destaninin adi gibidir. Bilgamesh destani kendinden sonra yazilan
destanlara bir örnek destandir. Efsanevi HRAKLES (HERKÜL) kendisine
verilen bir sürü zor isleri çözen birisidir. Aslinda zor girisimlere
çözüm getiren HRAKLES (HERKÜL) "ER AKLI" ni yani "BILGIyi"
temsil etmektedir. Onun basarili bir sekilde bitirdigi efsanevi isler de
AKIL yoluyla ne zorluklarin çözülebilecegini anlatan efsanevi olaylardir.
Nitekim, Grekçe "HRAKLES", "S-ER-AKLH" seklinde yeniden
düzenlendiginde, Türkçenin "aS ER AKLI" (essiz er akli, essiz
insan akli) anlamli Türkçe sözün yeniden düzenlenerek gizlenmis hali oldugunu
görmekteyiz. Demek oluyor ki eski Grekler de aynen Akkadlar gibi Türkçe
sözleri degistirerek kendilerine mal etmislerdir. "HRAKLES"
(HRAKLEOUS) konusunu ayri bir seride islemege çalisacagim.
Bunu böylece
belirttikten sonra, gelelim "-MIS" ekine. Kamil Kartal kardesimiz de
bu ek üzerinde, onun geçmisini bilme bakimindan, durmustu. Ben derim ki
bu "-MIS" eki Türkçede oldum olasi var oldugu gibi o Sümer dilinde de
vardi. Bu iddiami kanitlayan asagida verdigim Sümer sözcüklerine dikkatinizi
çekmek isterim. Bu sözcükler Edgar H. STURTEVANT adli bir dilci
tarafindan yazilmis "A HITTITE GLOSSARY" (William Dwight Whitney
Linguistic Series, Yale University, second edition, 1936) adli kaynak eserden
alinmistir.
1.
Sümerce "NAM.RA.MESH" (meaning
"captured" [s. 107]) yani "yakalanmis" anlaminda; Türkçesi
"MEN ER OLMUSH" (men esir olmush). Sümercede ER sözünün bir
nalami "esir" ve diger anlaminda ise "asker, er" demektir.
Asker olanin harpte esir düsmesi de pek dogal olan bir neticedir. Ayrica
"esir" emir kuludur ve "er" de askeri emir kuludur.
2.
Sümerce "LU.MESH NARARI", "ERIN.MESH NARARU" (meaning "auxiliary forces", [s. 108]) yani
"yedek askeri kuvvetler" anlamindadir. Burada verilen bilgiye
göre LU.MESH ve ERIN.MESH Sümercedir ve "asker, er"
anlamindadir. Dikkat edilmelidir ki bu Sümer sözlerinde yalniz
"-MESH" eki degil ayni zamanda "ER", "ERIN"
(Türkçe "EREN" (ERLER) anlaminda) ve "LU" (Türkçe
"OLA" (er) anlamlarinda) Türkçe sözler olup bu iki dil arasinda
ortakdirlar. Yatik yazilan NARARI ve NARARUsözlerinin ise Akkadca oldugu belirtilmektedir.
3.
Akkad "BELU" = Su. "EN" (meaning "master,
Lord" [s. 121]). Türkçe "BEY-OLA" (Bey kimse) ve
"HAN" anlamli sözler olup Türkçeden alinmistir. Bu sözcükten
kaynaklanan yine Akkad "BELU.MESH" (meaning "nobles" [s. 121]), Türkçesi
"BEY OLMUSH" sözüdür. Burada Türkce "-MESH" eki
Akkadca çogul eki olarak gösterilmistir ki bu anlamda degistirme yapma
olayidir.
4.
Sümerce "SAG.AMAT.IR.MESH"; read "SAG.GIM.ERUM.MESH" [s.
128]. Burada SAG (Türkçe "BASH"); AMAT (meaning "member of one's
household, house slave" [s. 20]) (= Türkçe "ADAM", isci
adam, hizmetci adam); also AMAT = AMTU(meaning "slave woman" [s.21]) (= Türkçe
"ANATU", AMADU", "AMDU", ev hizmetci kadini);
"IR" ayrica "ERUM" olarak ta okunuyor ( meaning
"slave, man" [s. 59]). Bu Sümerce ad da Türkçe "ER,
ERIM" sözleridir; ve "-MESH" eki Ssümerce olarak
kullaniliyor. Böylece Sümer cümlesinin anlami "BAS yardimci
ermish", "Bash ev yardimcisiymis" Türkçe anlami oluyor.
Burada "SAG" dan gayri bütün diger sözcüklerin Türkçede de oldugu
asikardir.
5.
Anyi sekilde Sümerce "SAG.GIM.ERUM.MESH" (meaning "slaves,
servants" [s. 128]) ifadesindeki "GIM" sözü "GEME"
seklinde de okunmakta olup "hizmetci kadin" ("slave woman"
[s. 78]) anlamindadir. Burada GIM yahut GEME sözü Türkçe
"EMEG" (EMEK) sözünden olmalidir. Degismeler kanimca yazitlar
okunurken yapilmis olmalidir.
6.
Sümerce DINGIR.MESH (meaning "superior" [s. 134]); Türkçe
"TENGIR-MISH" (Tanri-mish, Tanri olmush),
7.
Sümerce "DINGIR.MESH" meaning "usually 'gods', but sometimes
'god'" [s. 160]. Türkçe "TENGIRMISH, TANRIMISH" (Tanri
olmush) yani "TANRI" anlaminda.
8.
Sümerce "LU.MESH" (meaning "an inferior class of soldiers"
[s. 134]); Türkçe "OLAMISH" (ola olmush, er olmush).
9.
Sümerce "UGULA LU.MESH LIMTU"( meaning "captain of thousand
men" [s. 168]). Dikkat edilmelidir ki bu ünvan Türkçenin
"BINBASHI" sözünün tam karsiligidir. Bu da Türk ordusunun
geçmisinin 6,000 sene evvelinden basladiginin ve Sümerlerle beraber var
oldugunun kanitidir.
10..
Sümerce "LU.MESH UKUSH, "ERIN.MESH UKUSH" (meaning "a
kind of troops; 'heavy armed troops, [s. 168]); Bunu ben Türkçe "OGUZ
ERLERIMIS" (Oguz erenlerimish) seklinde görüyorum ki her haliyle Türk
diline ve Türk kültürüne uyan bir tanimlamadir.
11.
Sümerce "BIL.GA.MESH", Türkçe "BILGEMISH" (BILGI OLMUSH,
BILGILENMISH", vs.). BILGAMESH adinin tanimini ise Bilgamesh Part-1
de su sekilde Ingilizce olarak vermistim:
{We are given the following by N. K. Sandars: [1]
"O GILGAMESH, lord of Kullab, great is thy praise. This
was the man to whom all things were known; this was the king who knew the
countries of the world. He was wise, he saw mysteries and knew secret things,
he brought us a tale of the days before the flood. He went on a long journey,
was weary, worn-out with labour, and returning engraved on a stone the whole
story." }
Yukaridaki verdigim
örneklerin bazilarini su URL de bulabilirsiniz:http://www.compmore.net/~tntr/sumer_turk_kinship.html
Diger taraftan
Sümer yazitlarinin okunusunda bazi ünsüzlerin düsürüldügü gerçegini balirten
kayitlari da belirtmistim. Tekrar vermekte yarar vardir. Eger, Bilgamesh Part-3
(. . . .) baslikli yazimida o kaynaklardan birisini verdim, bakiniz:http://groups.yahoo.com/group/Polat_Kaya/message/321.
In gilizce olarak
diyordu ki:
{In this regard John L. Hayes writes the following: [21]
"One of the thorniest questions in Sumerian involves the
status of word-final and syllable-final consonants. According to most
Sumerologists, certain consonants, when in word-final position, were not
pronounced."
- - - - - - - - - -
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
- - - - - - - - - -
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
John L. Hayes also
writes the following: [22]
"Many Sumerologists believe that Sumerian had a phoneme
usually symbolized by /dr/; its exact phonetic significance is unsure.
Its existence has been proven in only a few cases. Because of the
difficulties of proving its existence in specific words, it is usually not
indicated in transcription; instead, in the standard sign-lists and in most
transcriptions it is reflected as d."}
Demek oluyor ki
Türkçeye ait sözler degistirilerek onlardan yabanci dillere sözcükler yapildigi
gibi, eski dünyaya ait yazitlarin okunmasinda onlarin tahrif edilmis olmalari
da bir nevi adet haline getirilmistir. Nitekim, bunu Avrupa dillerne ait
sözcüklerin analizini yaptigimizda Türkçe sözlerin nasil degistirildigini, yozlastirildiklarini
ve Avrupa dillerine aitmis gibi gösterildiklerini, bu forumda sayisi bine
yaklasan çesitli kelimelerle gösterdim. Kelimelerin degistirilmesi bu
kadar adet haline getirilmis bir kültürde BILGAMESH adinin GILGAMESH seklinde
degistirilmesi isten bile degildir. Küçük bir degisme ile bir baskasina ait
beyin ürünü (medeniyet ürünü) hemen bir baskasina aktariliyor ve kimse de bu
isin farkinda bile olamiyor. Ne var ki verilen açik eninde sonunda,
gec bile olsa, yine de yakalaniyor. Iste bizim bunca yillardan beri
yaptigimiz arastirmalar konusulan pek çok dilin kaynaginin Türkçe oldugu
gerçegini gün isigina çikardigi gibi, Türkçeye ait, en azindan alti bin senelik
BILGAMESH adli destanin da Türk dünyasindan nasil kaçirilmis oldugunu görünür
ve anlasilir yapmistir.
Sayin Tisinli,
"MISH" ekinin Sümercede bulunmasi yükümlügünü iletinizde bana
yüklediniz. Yukarida verdigim kaynak bilgilerle bu yükümlülügü yerine
getirmis bulunuyorum. Simdi ben de sizden bir yükümlügü yüklenmenizi
isteyecegim. Bütün bunlardan sonra hem artik kuskularinizin kalmadigini
söyleyebilmelisiniz ve hem de gögsünüzü gere gere, basiniz dik, hiç kimseden
çekinmeden, adam ne derler seklinde düsünme korkusuna yenilmeden, gerek bu
ortamda, gerekse baska ortamda ve gerekse isterseniz dagin basinda:
"BILGAMESH" adi Türkçedir; BILGAMESH destani Tur/Türk medeniyetine
aittir; BILGAMESH destani Tur/Türk medeniyetinden kaçirilmistir; BILGAMESH
GILGAMESH sekline cevrilmekle Tur/Türk dünyasinin en azindan onbin senelik
geçmise giden kökü birileri tarafindan tarihten silinmis ve bu tarih dünyanin
önünde Tur/Türk dünyasina bilincli olarak inkar edilmistir" seklinde
diyebilesiniz. Eldeki veriler karsisinda söylediklerimize inanmissaniz,
bunlari söylemek zor olmaz diye düsünüyorum.
Sevgi ile,
Polat Kaya
Not: Iletinizdeki
baska hususlarla ilgili görüslerim asagida sizin yazdiklarinizin aralarinda
verilmistir.
Turhan Tisinli
wrote:
"bilge" yanlış olarak "bilmek" (to know) ile ilişkilendirilmiş, oysa "bilek" ve "bél"
(= "bélinecek" yér = bölünecek yer < bükülecek yer)de olan bil- / bél- / böl- / bül-
kökünden gelmektedir. Yani bugün kullandığımız böl- bölge bölük bölüm ül- él il
ölke ülke ile ilişkilidir.
Polat Kaya: Sayin Tisinli bu görüsünüze katilmak
zor. "BILGE" sözü Türkçe bir söz olup kökü "bilmek"
fiilidir. Hele yine Türkçe olan "bölmek" fiili ilie ilgisi yoktur.
Bunlar ayri ayri kavramlarin adlaridir. "BILGE KISI" denildigi
zaman "bölücü kisi" degil "bilici" bir kisi
tanimlanmaktadir. Iki kavrami birbirine karistirmamak gerekir.
bu söz başı 'b'lerin 'm'ye dönüşmesi ile "mülk", "malik", "melik", "melek", bir de "melekût"
(belki "mal" da) sözleri ortaya çıkmış.
Polat Kaya: "malik" ve
"melik" sözcükleri de "mal ve mülk" sahibi olma yoluyla
kendine yeterlilik saglayandir. Böylelerinin "bilgili" olmasi
gerekmez. Bir sürü miras yediler vardir ki mal ve mülk sahibidirler fakat
bilgi fakiridirler.
"Melik"
ve "melek" kavramlari da birbirinden farklidir. Melik bir
sehirin ve/veya bir ülkenin basi anlaminda olup politik ve ekonomik güce sahip
olandir. "Melek" ise "yel" gibi göze görünmeyen fakat
varligi hissedilebilen kavramlarin "kanatli insan" kiliginda
sekillendirilmis halleridir. Göze görünmedikleri için "Tanrinin"
habercileri olarak ta kullanilmislardir. Din üretenlerin isine pek
yaramistir.
melek (ilkin bir tanrı, sonra baş tanrıya tabi ikincil tanrı, sonraları tek tanrının yadımcıları...),
melik (kıral : imparatora (ya da tanrıya) tabi bölgesel yönetici)
melekût (ülke)
memleket ("melik" tarafından yönetilen bölge/ülke)
meleke- (bir mülkün ya da malın iyesi olmak)
malik (iye, sahip)
Polat Kaya: MELEKUT
sözü "ULKEMTE" seklinde düzenlendiginde Türkçenin "ÜLKEMDI"
(ülkemdir) anlamli sözüdür. Bu da kelimenin aslinin Türkçe oldugunu gösterir.
MEMLEKET sözü de ayni sekilde yapilmis bir sözcük olup temel taslari
Türkçedir.
kök türk belgeleinde kullanılan "bilge", "çok bilen" değil, meliklik/kırallık ile ilişkili olmalıdır;
Polat Kaya: Bu görüsünüz yanlistir.
Eski Türk inancinda "BILGE KISI" olmak daima "MELIK" olmanin
üstündedir. Zira "Melik" kisi olanlar "bilge" kisilerin
önünde saygi ile egilmislerdir. Nitekim "BILGAMESH'i"
tanimlayan en az 6,000 senelik Sümer resminde bile Bilgamesh, basi
tacli-insan-basi ve gövdesi arslan olan iki kudretli varligin üstünde ayakta
gösterilmistir. Zira "BILGAMESH" bilgiyi temsil eder ve bu
bakimindan ermisligin bilgilenmisligin temsilidir. Böyle oldugu içindir
ki en güclü kirallaardan daha güclüdür. Zira kiralin sarayini yapan
"bilgi' oldugu gibi, onun basinin tacini, giydigi elbisesini, yedigi
yemegini yapan da yine "bilgidir". Zira bunlarin hepsi
"bilgi" sayesinde olan üretimlerdir. Ayni sekilde BILGE Kagan da hem
bir "KAGAN" dir ve ayrica da bir "BILGE" kisidir.
Onun için dir ki onun "BILGELIGI" Hakanlik ünvaninin önünde ve
içinde yer almistir.
ama ayni zamanda melikin başkalarından daha çok bilmesi de doğal sayıla bilir. onun için arapça'da
"çok bilmek" ile "hükümdar" olmak anlatan hekim (çok bilen), hüküm, hükûmet, hakim (yönetici, yargıç),
hekem, bir de hikmet sözleri aynı kökten (Hkm) gelmektedir. Hkm gerçekten "bilmek" değil "berk" ile ilişkilidir.
(not: r~l ilişkisini kabul ederek "berk" "belk"("bölk") mülk (berk ya da taşınmaz mal) ilişkilerini unumayın)
Polat Kaya: Bu dediginiz sözcüklerin hepsi
Türkçe "HAK" (adalet), "UM" (IM) Türkçe birinci kisi sahis
zamir eki, ve Turkçe "etmek" fiilinin kökü olan "ET"
sözünün çesitli sekillerde birlestirilmesinden kaynaklanan türetilmis
sözcüklerdir. "HAK" veren durumunda olan kisi ayni zamanda
hakimdir, hakemdir, hükümdardir, hükümettir. Zira bunlarin hepsi insanlarin
haklari ile ilgili karar veren araci kisilerdir.
bunların eskilikte ön-altayca ile ön-afrasyaca dil öbeklerini aşan bir kökten geldiğini sanmaktayım :
Polat Kaya:
Bu ifadeniz pek açik degildir ve yanlis anlamaya veya hic anlamamaya
sebep olmaktadir. Bu sebeple ifadenizi tam anladim diyemem. Belki daha iyi
ifade edilebilirdi.
("v" zamanla değişen bir ünlü; "p" zamanla "b", "m", 0 olan bir ünsüz; R de = {r, l} )
Polat Kaya:
"V" harfi, Türkçenin bir ünsüzü olarak ve sizin de
dediginiz gibi, "p", "b", "m" harfleri olabildigi
gibi, "f' harfine de degisebilir. Örnek olarak sunlari söyleyebiliriz.
"olup", "olub", "oluv" ve "oluf"
örneklerinde oldugu gibi.
> X tvp > tv:p > tvRp > tvR + -()k (> -p) [türkçede gel-ip]
pvt > pvk > pv:k > pvRk > pvR + -()k (> -ng) [türkçede *balğ > bağ / balğa- > bağla-, tüf-ek = tüf-eng]
> pvt > pv:t > pvRt > pvR + -()t (> -nd) [irancada bend, bende, ]
> pvç > pv:ç > pvRç > pvR + ()ç (> -nç) [türkçede kılıç = kılınç]
pvRk örnekleri: bölge, bölük, melik, ölke ...
pvR örnekleri bil-k böl- ül-üş- ul-us él il bil. ordu "bölük"ü
"bilge"den *gélge (gölge)ye geçilir mi acaba? evet.
Polat Kaya: Ben
"hayir' diyorum. Zira "bilge" ile "gölge" ayri
ayri kavramlardir. "Gölgeyi" tanimlamakla onun
"bilgisini" yapabilirsiniz. Fakat "bilge" kavramindan
"gölge" kavrami çikmaz görüsündeyim.
anlamca birinin "gölge"si onun "tabi"i
olduğu için gölge (< kölge/köşke) sözü ortaya çıkmış.
Polat Kaya:
"gölge" günesin isinlarindan dogan bir durumdur. Isigi
kestiginizde "gölge" biter. Böylece bu özellik ancak isigin
varligi ile münkündür. Karanlikta gölge görünmez. Zaten karanlikta hiç
bir sey gözle görünmez. Esyanin isigi geçirmeyeni isik altinda gölge yapar. Cam
isigi geçirgen oldugundan 'gölge' yapmaz.
köşek (deve yavrusu), köşen (bilmem ne yavrusu),
küçük (köpek yavrusu), ... hep annelerinin tabii oldukları için öyle adlandırılmışlar. "köle" de
birine tabi olmaktandır. "göl" de "yavru deniz" olarak görlmüş olmalıdır. "mülk"te birine tabi...
şuna da bir bakın :
> pvrk > birik- ( az az ya da tek tek toplanıp köl / köme olmak) > bir
pvk (bük) > pvrk > burk(et) (Arapçada göl ) [fransızca bouquet ?]
> kvlk > gölge
> kvl? > göl
sayın bay polat kaya'nin üzerine düşen yük, "-mış" ekinin sümerce'de de olduğunun kanıtını bulmaktır.
o zaman dek "gilgamış"ın türkçe olduğuna kuşkuyla bakılmalıdır düşüncesindeyim.
Polat Kaya: Bu son görüsünüzü yukarida ayrintili
olarak yanitladim. Fakat burada sunu da belirtmeliyim ki bir ata yadigari
olan Türkçeyi konusan kimseler olarak, ona sahip çikmak yalniz birimizin
yükümlülügü olmamali. Onu koruma yükümlülügü bütün Türk milletinin
yükümlülügü olmalidir. Ancak o zaman Türk milleti bir "millet" olarak
sonsuza dek yasama hakkina ve sansina sahip olur. En iyi dileklerimle.
saygılarımla
tt
---------------- -----------------------------------------------------------------------------------------------
Date: Mon, 26 Dec 2005 15:36:05 -0000
From: "Kamil KARTAL" <allingus2001@...>
Subject: Re: Bilgamesh Part-2; (BILGAMESH, ARURU, NINSUN)
Simdi bu olaganustu yazinin ardindan boyle bir mesaj yazmam cok
yakisiksiz olacak biliyorum ama kendime engel olamiyorum, kusura
bakmayin...
Ne oldu acaba? Aramizda Polat Kaya hayal kuruyor, halusinasyonlar
goruyor diyenler vardi. Nerede simdi onlar? Hic bir sey anlamadan
etmeden, sirf karalamak amaciyla saldiran, Polat Kaya bulutlara
bakiyor, bir tanesini seklen saha kalmis ata benzetiyor sonra da ben
ucan bir at gordum diyor, diyenler vardi aramizda, hatirladiniz mi?
Bu Bilgames dizisine verebilecekleri tek bir yanit veya yorum var
midir? Haydi simdi cikip iki cift soz etsinler bakalim...
Polat AGAM,
Uzun zamandir okudugum en etkileyici ve en surukleyici yazi idi bu.
Ellerin dert gormeye, basimizdan eksik olma.
Kardesin Kamil
--- In bcn_2004@yahoogroups.com, Polat Kaya <tntr@C...> wrote:
>
________________________________________________________________________
________________________________________________________________________
Message: 2
Date: Mon, 26 Dec 2005 18:14:34 -0500
From: Polat Kaya <tntr@...>
Subject: Re: Re: Bilgamesh Part-2; (BILGAMESH, ARURU, NINSUN)
Degerli kardesim Kamil Kartal ve arkadaslar,
Asagidaki iletinde yazdigin takdirkar güzel sözlerin için ve bcn2004
ortamini bizlerle paylastigin için ben de sana tesekkür ederim Kamil.
Sen de çok sagol ve bütün arkadaslar da sagolsunlar. Bunca zamandir
senin bütün arkadaslarla paylastigin bu ortamda birlikte konustuk,
bildiklerimizi paylastik ve bazan da kan basincimiz yükseldi. Bütün
bunlar, üzerinde yürümek istedigimiz yollarin genellikle tasli,
egri-bügrü oldugunu ve üzerinde kolaylikla yürünülebilir bir ortam
olmadigini gösteriyor. Veysel'in de dedigi gibi hepimiz "ince uzun bir
yoldayiz gidiyoruz gündüz gece", (yanlis söylediysem af oluna).
Bilindigi üzere yeni kavramlari hemen kavramak zor bir istir. Zira
alistiklarimiza ters düserler. Simdiye kadar gerek bu ortamda ve gerekse
buna benzer baska ortamlarda söylediklerimizin gerçekligine inanan
kardeslerimi candan ve sevgile kutlarim. Bu onlarin bazi zor görünen
kavramlari daha erken kavrayabilme yeteneklerinin oldugunu gösterir.
Dediklerimizi süphe ile karsiyanlari da saygi ile karsilarim. sag
olsunlar. Süphecilik bir bakima ilerisi için bir nevi güvence kapisidir.
Simdiye kadar tarih ve dil ile ilgili olarak bizlere söylenenlerden
süphe ettigimiz içindir ki simdi Bilgamesh (Gilgamesh) hakkinda
açikladigimiz yeni görüsleri yazabiliyoruz. Bununla beraber tanitilan
kavrami tenkid edenlerin söyleneni açik görüsle karsilamalari, konuyu
enine boyuna iyi inceleyip kararlarini ona göre vermeleri, ve en son
söylemeleri gereken sözü hemen söylemekten kaçinmalari kendilerince en
dogru yol olur görüsündeyim. Zira bu davranislari ile hem söyleneni
hemen kabul etmediklerini bildirmis olurlar ki bu iyidir ve hem de
konuyu iyice inceleyip anladiktan sonra görüslerini daha emin bir
sekilde söyleme imkanini saklamis olurlar.
Bizleri bilinçli olarak bizleri karalayanlara pek diyecek söz yok.
Aslinda bu gibileri, tanitilan konu hakkinda ya söyleyecekleri elle
tutulur bir sey olmadigindan, yahut söylenenin, dogru dahi olsa, her
hangi bir sebep yüzünden kendilerince asla kabul edilir olmadigindan,
akillarina ilk gelen kolay yöntemi yani konuyu tanitani karalamayi
denerler. Onlarin yönünden, maksat üzüm yeme degil bagciyi dövmektir. O
da bittikten sonra söyleyecekleri pek bir sey kalmaz. Bu gibileri
aslinda kendi kara sözleriyle kendi kendilerini karalarlar. Gerçekte
böyle davranmaya da gerek yoktur. Zira içinde yazistigimiz bu ortamda
fikirler konusulurkan, egri ve/veya dogru yönleriyle asil denetlenmesi
gereken tanitilan fikirin kendisi olmalidir. Fikri tanitan bildigi bir
konunun habercisidir, yani tanitmak istedigi fikrin dogrulugunu
kanitlamak için çesit çesit örnekler verip konuyu aydinlatmasi gereken
bir habercidir. Bizde burada hep onu yapmaya çalistik. Haberciyi yerme
yerine fikrin üzerinde durulmalidir. Tanitilan fikrin, verilen
bilgilerin isiginda, geçerli veya geçersiz olup yahut olmadigi
tartisilmalidir. Yoksa kisiyi karalamaninin bilimsel bir anlami yok.
Üstelik teknik bir konuyu tanitmaya çalisan bir kisiyi hemen karalamak
bir fikir sansürçülügüdür. Atilan bir fikrin yesermesini beklemeden onu
kökünden koparma gibidir.
Burada sizlerle paylastigim bütün arastirmalarimin ortaya çikardigi
gerçek sudur ki Türkü Türkten ve Türkü çok eskilere giden öz kökünden
bilincli olarak koparmislar ve halen de koparmaga çalisiyorlar. Bütün
buna sebeb Türkün ecdadinin geçmiste çok muhtesem bir dili, o dil ile
ifade ettikleri çok gerçek bir dini ve medeniyeti yaratmis ve onu
insanlikla hosgörü içinde paylasmis olmalaridir. Ne yazik ki o medeniyet
bazilarinca pek kiskanilmis, kabul edilememis, asirlarca onun yok
edilmesi planlanmis ve talan edilmistir.
Sagol Kamil ve sagolun degerli arkadaslar. Hepinizin yeni yilini candan
kutlar yeni yilin hepinize ailece saglikli, mutlu ve basarili olmasini
dilerim.
Sevgi ile,
Polat Kaya
Kamil KARTAL wrote:
>Simdi bu olaganustu yazinin ardindan boyle bir mesaj yazmam cok
>yakisiksiz olacak biliyorum ama kendime engel olamiyorum, kusura
>bakmayin...
>
>Ne oldu acaba? Aramizda Polat Kaya hayal kuruyor, halusinasyonlar
>goruyor diyenler vardi. Nerede simdi onlar? Hic bir sey anlamadan
>etmeden, sirf karalamak amaciyla saldiran, Polat Kaya bulutlara
>bakiyor, bir tanesini seklen saha kalmis ata benzetiyor sonra da ben
>ucan bir at gordum diyor, diyenler vardi aramizda, hatirladiniz mi?
>
>Bu Bilgames dizisine verebilecekleri tek bir yanit veya yorum var
>midir? Haydi simdi cikip iki cift soz etsinler bakalim...
>
>Polat AGAM,
>
>Uzun zamandir okudugum en etkileyici ve en surukleyici yazi idi bu.
>Ellerin dert gormeye, basimizdan eksik olma.
>
>Kardesin Kamil