Turhan Tisinli Bey,
Türkçe TAŞ sözcügü, sizin verdiginiz gibi, " < *TAL > *THAL > X Iith "
şeklinde bir gelişme gösterdigi görüşünüze katilmiyorum.
"L" harfi Türkçe TAŞ içinde yoktur ki kelimenin sonundan başina
geçmiş olsun. Bu yildizli, vesaireli izah tarzi asil gerçegin üstünü
örtmek için icadedilmiş bir kandirma yöntemidir. Bunu başka
kaynaklarda da görmekteyiz. Fakat benim inandigim bir izah tarzi
degildir. Bence dilciler bu yöntemle kandirilmişlardir. Bu izah
tarzini siz de yaptiginiza göre korkarim ki siz de tümüyle yaniliyorsunuzdur.
Grekce LITHOS (stone) Türkçe TAŞ anlamlidir,
[Divry's English-Greek and Greek- English Desk Dictionary, 1988, p. 575]
. "LITH" LITHOS' un
kesilmiş ön kismidir.
1. LITHOS sözcügü "TOSHLI" şeklinde
dizildiginde Türkçe "TAŞLI" sözüdür. Böylece
asli inkar edilemeyecek şekilde Türkçedir. Anlam kaydirmasi
yapilarak, Türkçenin TAŞLI sözcügü
TAŞ anlamli
olarak tanimlanmiş ve LITHOS kelimesine
anlam olarak verilmitir. Greek kelimesinin başinda gösterilen LI Türkçenin "-LI" (ILE) ekidir
ve de TAŞ sözünün
başina bilincli olarak kaydirilmiştir. Daha açikcasi, Türkçe TAŞLI sözcügü
kalip degiştirilerek Helenleştirilmiştir. Böylece, Türkçe
sözcügün hirsizlanmasi işlemi tamamlanmiştir. Bunun gibi
şu Grekce sözcüklere de dikkatinizi çekmek isterim.
2. Grekce LITHOBOLEMA ve LITHOBOLEMATOS (stoning),
[Divry's . . . , p. 575], Türkçe taşlama anlamlidir.
LITHOBOLEMATOS sözcügü "TOSHLEMA-OLIBTO" şeklinde
dizildiginde Türkçe "TAŞLAMA OLUBTU" sözüdür.
Böylece bu da asli inkar edilemeyecek şekilde Türkçedir.
Grekce LITHOBOLEMA sözcügü
de LITHOBOLEMATOS
sözcügünün son TOS parçasina
kadar olan ön bölümü olup kök kelime degildir.
3. LITHOBOLOS (stone
throver), [Divry's . . . , p. 575], Türkçe "taş
atan, taşlayan"
anlamlidir.
LITHOBOLOS sözcügü "TOSHLOIB-O-L" şeklinde
dizildiginde Türkçe "TAŞLAYIB O" sözüdür.
Birisi birisini taşladiysa, o kişi taş atandir.
4. LITHANTHRAKITES (coke),
[Divry's . . . , p. 575], Türkçe "taş
kömürü" anlamlidir.
LITHANTHRAKITES sözcügü "TASHLI-IAKETTHR-N" şeklinde
dizildiginde Türkçe "TAŞLI YAKITTIR" sözüdür.
Bunun da asli Türkçedir. Böylece temel kavram ve kaynak söz Türçeden
alinmiştir.
5. LITHOSMETOS (built with stones),
[Divry's . . . , p. 575], Türkçe "taş ile
yapilma"anlamlidir.
LITHOSMETOS sözcügü "TOSLE-TIHMOS" şeklinde
dizildiginde Türkçe "TAŞLA DIKMÜŞ" (TAŞ ILE
DIKMIŞ) sözüdür ki bu da
Ingilizce "built
with stones" anlamlidir ve de Türkçeden
hirsizlanmiştir.
Daha başka örnekler de verebilirim. Bu örnekler maksada fazlasiyla
kafidir.
Bir evvelki yazimda zikrettigim MICROALITAZIS ile
ilgili olarak "Micro-Lithiasis"
örnegini vererek kelimenin anlami hakkinda dilcilerce bilinen bir açiklamayi
yapmişsiniz. Bunu bilmedigimi sanmayin! Fakat bu tanimlama
yüzeysel olup konunun derinliklerine inmeyen yapay bir izah
şeklidir. Aşagida verdigim şu örneklerbilinmedik
gerçekleri gün işigina çikariyor. Lütfen dikkatle ve açik fikirlilikle
okuyunuz:
6. Greek MIKROSKHEMOS (small-sized), [Divry's
. . . , p. 592], Türkçe "küçük boyutta" anlamlidir.
MIKROSKHEMOS sözcügü "KOSOK-SHEIM-MR" şeklinde dizildiginde
Türkçe "KÜÇÜK ŞEYIM" (küçük her
hangi bir şey) sözüdür ki
bu da Ingilizce "small
sized" anlamlidir. Ayrica bu deşifre edilmiş söz
Türkçe "KÜÇÜKCEYIM" sözcügüdür. "MR" fazlaligi,
kelimenin son bitirilmiş halini "MIKRO" kelimesiyle
başlatmak için yapilan ilave sarmalamadir. Böylece,
bu Greek sözcügünün asli da Türkçedir. Türkçe KÜÇÜK sözcügünün
anlami MICRO
yapay kelimesine kaydirilmiştir.
7. Greek MIKROUTSIKOS (small-sized), [Divry's . . . ,
p. 592], Türkçe "küçük"
anlamlidir.
MIKROUTSIKOS sözcügü "ISMI-KOSOKTUR" şeklinde dizildiginde
Türkçe "ISMI
KÜÇÜKTÜR" sözüdür ki bu
da Ingilizce "small, tiny" anlamlidir.
Görüldügü gibi "Greek" dilinin bu sözcügü de Türkçeden hirsizlanmiş bir
tanimlamanin üstüne kurulmuştur.
8. Greek MIKROSKOPION (microscope), [Divry's . . . ,
p. 592], Türkçe "mikroskop"
anlamlidir.
MIKROSKOPION sözcügü "MINI-POKOR-KOS" şeklinde dizildiginde
Türkçe "MINI
BAKAR GÖZ" sözüdür ki bu
da "microscope" anlamli bu Greek sözcügünün
Türkçe tanimlamasidir. Mikroskop ile mini (minik) şeylere
bakilir. Görüldügü gibi asli Türkçedir. Burada da Türkçe MINIK (MINI)
sözcügünün anlami MICRO yapma adina kaydirilmiştir.
9. Greek MIKROSKOPIKOS (microscopic,
minute), [Divry's . . . ,
p. 592], Türkçe "çok küçük, pek minik, minimini" anlamlidir.
MIKROSKOPIKOS sözcügü "PIK-KOSOK-RISOM" şeklinde
dizildiginde Türkçe "PEK KÜÇÜK CISUM" (PEK
KÜÇÜK CISIM) sözüdür ki bu
da "microscopic" anlamli bu Greek sözcügünün
Türkçe tanimlamasidir. Görüldügü gibi asli
Türkçedir. R
harfi Türkçe kaynaktaki C harfi yenine kullanilmiştir, böylece MIKRO yapay
sözcügünün MIKROSKOPIKOS içinde görünmesi
saglanmiştir.
10. Greek MIKROS and MIKRON (small,
little; young; short), [Divry's . . . ,
p. 592], Türkçe "küçük,
minik, kisa boylu, genç" anlamlidir.
MIKRON sözcügü "MINOK-R" şeklinde
dizildiginde Türkçe "MINIK ER" (KÜÇÜK ER,KÜÇÜK BIR ŞEY) anlamli
sözüdür ki bu
da bu
Greek sözcügüne atfedilen bütün anlamlarin Türkçe tanimlamasidir.
Görüldügü gibi kelimenin asli Türkçedir.
11. Bu listeye bir evvel ki yazimda verdigim MICROALITAZIS sözcügünü de
eklemeliyiz. Bu sözcügün Türkçe "KIRILMIŞ
TAŞ O" sözü oldugunu zaten yazmiştim. Kirilmiş
taşlar ise büyük taşlardan kopmuş ve zamanla kum ve toz haline
gelmiş "minik" yahut
"küçük" taşlardir ki sizin
israrla öne sürdügünüz "MIKROS" sözünün temeli ve kaynagidir.
Bütün bunlardan görüyoruz ki yukarida verdigim Grekce diye
bilinen sözcüklerin hepsi Türkçeden yapilmişlardir. Bu gerçek halk
tarafindan bilinmemektedir. Yani dil konusunda hepimiz
kandirilmişiz.
Turhan Bey bu iletiyi bitirirken şu hususa
da belirtmeliyim:
Gördügüm kadari ile, siz "anagram" kavraminin
Türkçeden sözcük ve sözler aşirmada kullanilmiş ne güclü bir yöntem
oldugunu hiç anlamamişsiniz yahut ta anlamak istemiyorsunuz. Önceki
yazilarinizdan da anladigim kadariyla, "Polat Kaya'yi
çürütme" gibi gereksiz bir önyargiya saplanmişsiniz.
Elbetteki bu sizin bileceginiz bir iş ve seçenek. Fakat ben derim
ki, eger gerçekten niyetiniz bu ise, boşuna ugrasiyorsunuz. Yukarida çok
açik bir şekilde verdigim örneklerimle dediklerimin ne kadar dogru
oldugunu isbat etmiş durumdayim. Sevseniz de sevmeseniz de bu gerçek
inkar edilecek gibi degil.
Bilesiniz ki dünya halki, başta Türkler olmak üzere, kapali kapilar
ardinda gizli emeller peşinde çalişan, Türk dünyasina ve medeniyetine
ezeldenberi karşi
çikan, sayisiz
yalanlar uyduran, içi karanlik dişi kara, içten
pazarlikli bazi kuruluşlarça çoçuklar gibi
kandirilmiştir. Bu oyunlardan genellikle sokaktaki halkin haberi
dahi yoktur, zira onlar da kandirilmişlar arasindadir.
"Greek" medeniyeti diye beynimizi yikayanlarin ne kadar yanliş
ve yanli olduklarini çok açikca dile getiren bir alintiyi sizinle ve diger
okuyucularla paylaşmak istiyorum.
H. G. Wells, "The outline of History", Volume 1, 1920, 1956, p.
231-232, kitabinda Ingilizce olarak şunlari yaziyor:
"Now this Greek civilization that we find growing up in
South Italy and Greece and Asia Minor in the seventh century B.C., is a
civilization differing in many important respects from the two great civilized
systems whose growths we have already traced, that of the Nile and that of the
Two Rivers of Mesopotamia. These civilizations grew through long ages where
they are found; they grew slowly about a temple life out of a primitive
agriculture; priest-kings and god-kings consolidated such early city states
into empires. But
the barbaric Greek herdsmen raiders came southward into a world whose
civilization was already an old story. Shipping and agriculture, walled cities
and writing were already there. The Greeks did not grow a civilization of
their own; they wrecked one and put another together upon and out of the ruins."
Yazinin son kisminin koyu kirmizi ile gösterilmesi bana aittir. Bu yazinin
hepsini tercüme etmege zamanim yok. Yalniz son cümlesini Türkçe olarak
belirteyim:
"Greklerin kendilerine ait bir medeniyeti olmadi (yoktu); onlar
kendilerinden önce olan bir medeniyeti yikip harabe ettikten sonra, yikilan
harabenin üstüne yiktiklarindan ögrendikleriyle başka birisini
koydular".
Işte batinin bize israrla ve de yalan dolanla sattigi "Greek"
medeniyeti o yikilan medeniyetin üstüne koyduklari "yeni binalar,
vs." medeniyetidir. Bu barbar gezginci gruplarin yiktigi
medeniyet, binlerce seneden beri TURANLI TUR/TÜRK/OGUZ
insaninin kaynakta zikredilenbütün bölgelerde geliştirdigi eski
TURAN dünyasinin medeniyeti idi ve o medeniyetin dili de TÜRKÇE idi.
Nasil ki eski Türk medeniyetinin binalarini yakip yikarak üstüne yeni binalar
koydularsa, Türkçeyi de basit bir "anagram" yöntemiyle degiştîrdiler
ve kendilerine Türkçeden bir dil yaptilar. Bu yöntem diger Aryan ve
Semitik gruplarca da uygulanmiştir. Böylece eski dünyanin TURANLI
TUR/TÜRK/OGUZ insaninin geliştirdigi bütün medeniyetler, ki bunlarin
içinde Sümer, Misir, Anadolu, Ege bölgesi, Balkanlar, ve Akdeniz havzasindaki
diger medeniyetler de dahildir, tarihten silinerek Türklügün tarihte hiçbir
medeniyet yaratmadigi yalanini dünyaya yaydilar. Bizler de günümüzde bu
yalanlara hep kandik ve kandirildik. Bu da böyle biline!
Her kese iyilik dileklerimle,
Polat Kaya
27/01/2009
Turhan Tisinli
wrote:
Kusura bakmayın Klaviyemde
ö harfi q tuşu üzerinde,
ü w
ı j
ç x
ğ f
ş harfi $ tuşu üzerinde
Parmaklarım çoğunluk ö yerine ü 'ye kaçıyor, özel olarak söz yerine süz çıkıyor, çoğunluk düzeltiyorum, ama gözümden kaçanları da oluyor.... Yazıyı yeniden gönderiyorum:
Micro-Lithiasis
Micro (küçük) -- macro (büyük) ~ [m~b] Tür. büyük, biyik, bik, Fars.buzurg ve İng. big
( Türkçe ile Avraupa dilleri arasında ortaktır.)
Lith- (taş) Lithology, lithography sözlerinde olduğu gibi.
Türkçe taş < *tal > *thal >X lith- (bu da başka dillerde söz başı "L"nin (Türkçe'de az ya da yoktur) arkadan öne geçtiğinin bir kanıtı.]
*tal ~ tar (Ör. dere, dermek; dar) dağdan aşagıya doğru yuvarlanan nesne, yukarıdan yağan nesne. Dere deredir, çünkü yamaçları üzerine düşen her nesneyi dibinde toplar.
[ Alman. "tal" dere, Arap.Tall: yağmur, aTalla (yukarıdan bakmak), Tala:' (cila: üst kat)... Daha çok arkaya gidersek bunlar tag (dağ, tau) ile de birleşirler. ]
----- Original Message -----
From: Polat Kaya
Cc: Isa Alemdag
Sent: Monday, January 26, 2009 2:57 PM
Subject: [bcn2004] TÜRKLERDE GÖRÜLEN BIR HASTALIK
Sayin Arkadaşlar,
Aldigim bir iletide Türklerde çok görülen bir hastaliktan bahisediliyor. Baglantisi sudur:
http://groups. google.com/ group/dunyaturkb irligi/browse_ thread/thread/ 7045939e21fe36b1 ?hl=tr
"TÜRKLERDE GÖRÜLEN HASTALIK------------ --------- --------- --------*DAHA ÇOK TÜRKLERDE GÖRÜLEN * *HASTALIĞIN NEDENİ BİLİNMİYOR!* Prof. Dr. RasimKüçükusta, dünyada en çok Türklerde görülen ve sebebi bilinemeyen alveolermikroalitazis adlı hastalığın akciğerde minik taşların oluşumu ile meydanageldiğini söyledi. En çok Türklerde görülen hastalığın en belirgin özelliğiöksürük ve nefes - Pazar 25 Ocak 2009 16:38"
Bu tanimlama içinde hastaligin adi ALVEOLER MICROALITAZIS seklinde veriliyor ve bu akçigerde "minik taşlarin oluşumu" imiş. Görünürde bu adin Latince ve Greek'ce dillerden alinmiş sözcüklerden oldugu tip dünyasina ve de dünyaya tanitilir. Benim gördüşümde gerçek çok daha farklidir. Önce MICROALITAZIS adina bakalim:
MICROALITAZIS adi harf-be-harf "CIRILMIS-TAZ- O-A", C = K, şeklinde deşifre edilip Türkçe bir söz olarak okundugunda onun Türkçe "KIRILMIŞ TAŞ O" sözü oldugunu görüyoruz. Kirilmiş taşlar (yani KUM zerrecikleri) ise "minik taşlardir".
Görülüyor ki bu sözde "Greek" asilli ad aslinda Türkçe bir tanimlamanin yeniden düzenlenip, "Greek" dilinden bir sözcük imiş gibi, dünyaya, tib dili ve/veya ilim dili olarak, pazarlanmasidir. Belli ki birileri gizlice Türk dilinin sözlerini aşirip çeşitli kaliplara döktükten sonra aslinda Türkçeden yapilmiş yapay "Avrupa" dillerini zenginleştiriyor ve Türkçeyi de bilinçli olarak gözardi ediyor.
ALVEOLAR (ALVEOLER) sözcügünün tanimlanmasi, Ingilizce olarak, şöyle verilmektedir,http://www.medterms .com/script/ main/art. asp?articlekey= 25927 :
"Alveolar: Pertaining to the alveoli, the tiny air sacs in the lungs. The exchange of oxygen and carbon dioxide takes place in the alveoli which look like cells in a honeycomb.
The word comes from the Latin diminutive of "alveus" meaning a cavity or hollow = a little cavity or hollow."
Verilen bu ad olgusunun ("etymology" ) dogru oldugunu sanmiyorum.
ALVEOLAR (ALVEOLER) sözcügü olasilikla Türkçe "AL-EVLER-O" tanimlamasindan yapilmiştir. Böylece akçigerin bu minik odaciklarinda oksijen ve karbon-dioksit aliş-verişi yapilmaktadir. Bence bu tib adinin Türkçesi "AL-VER EVLER" olmali.
Bilindigi üzere, ben bu işlemi Türkçeden "DIL HIRSIZLIGI" şeklinde tanimlamaktayim, çünkü olayi başka türlü tanimlamak başi kuma sokmaktan başka bir şey olamaz. Görünen şudur ki Tib aleminin çok karişik ve görkemli görünen, sözde "Latince" ve/veya "Greek'ce" dillere aitmiş gibi dünyaya yutturulan pek çok adlari tam bir dil oyunbazligi ile ("anagram" yapma yollu) türetilmişler ve türetilmektedirler.
Not: Bu hastaligin devamli şekilde tozlu hava içinde çalişan kişiler arasinda olmasi olasigi büyüktür, örnegin, mermer kesimi, yontma ve cilalama işlerinin yapildigi yerlerde çalişan kişiler gibi.
Selam ve sevgi ile,
Polat Kaya
26/01/2009