Sayin Tevfik Turan Bey,
1. Kamil Beyin bana
hitaben yazdigi iletisinde size atfen
isaretledigi su
sözlerinizi ilk yazdiginizda da yadirgamistim. Henüz
ben
"anagram" konusunu tanitirken yazdiklarimi ima ederek demistiniz
ki: "-zaten
butun sozcukler Turkce'den kirilmistir, o halde
Turkce'ye yabanci
sozcuk ihrac etmekten cekinmemeliyiz...".
Kamil Bey de simdi
bu görüsünüzu yeniden dile getirmis.
1.1 Yukaridaki
ifadeniz yanlis bir yorumlamaya ve mantiga
dayaniyor. Dikkat
edilmelidir ki, örnegin, Ingilizcenin
sözcüklerinin
Türkçeden kirilmis olarak yapilmis oldugu iddiasi ile
Ingilizce
kelimeleri Türkçeye doldurma isi birbirinden farkli
konulardir.
Birinden digerine geçilemez. Bu yorumlamanizda bir nevi
elma ile portakal
birbirine karistirarak buruk bir tad veriyorsunuz.
Böyle bir
varsayimla Ingilizceyi Türkçeye doldurursaniz Türkceyi
yikarsiniz. Halbuki
ben bu ortamda, her defasinda Türkçenin
muhtesemliginden
bahseden birisi olarak, böyle bir öneriyi söylemek
söyle dursun ima
bile etmedim. Buna ragmen sizin böyle bir yorum ve
öneride bulunmaniz
bir söz oyunundan baska bir sey olmamisti. Daha
dogrusu konuyu
gerçek yörüngesinden bilerek baska yöne çekmistiniz.
Bunu sizin
inanmadiginiz fakat benim üzerinde israrla
durdugum
"anagram" konusuna atmak istediginiz bir çelme olarak
görüyorum.
Söylediklerime inanmiyorsaniz o sizin seçeneginiz. Sizi
zorlayan yok.
Perdeleri açarsaniz içeri isik girer, açmazsaniz
içerisi karanlik
olur.
2. Kamil Kartal
Bey'e iletiniz de GDT için "Daha önce de yazmıştım,
ben bu teoride
spekülasyondan başka bir şey göremiyorum" diyorsunuz.
2.1. Tevfik Bey
"GDT nin bir çikmaz ve/veya bir spekülasyon" oldugunu
düsünmek sizin
görüsünüz. Bu görüsünüze saygi duyarim. Bunu dedikten
sonra, GDT hakkinda
sizden farkli düsünenlere sizin de ayni hos görüyü
göstermeniz
gerekir. Onun için lütfen izin verin de kendi kendine
düsünebilenler de
düsündüklerini serbestce izleyebilsinler. Bu isle
ugrasanlarin önünü
kesmek görevini neden yükleniyorsunuz? GDT
hakkinda
söylenenler simdilik bir "spekülasyon" bile olsa, bir gün
GDTnin gerçek
olmayacagini nereden biliyorsunuz? Bence, Tur/Türk
dünyasinin geçmisi,
bazilarinin anladigi gibi dar anlamli bir geçmis
olmayip, bilakis
dünya çapinda bir geçmistir. Bu öyle bir geçmis
ki onun varligini
gösteren en azindan tasdan yapilmis sayisiz eserler
dünyanin her yanina
serpilmis. Bizler bu geçmisi görmüs olmanin
heyacani içinde
iken sizler bu görüslerimizi dahi dile getirmege engel
olmaya
çalisiyorsunuz. Halbuki daha tesvik edici olmaniz gerekmez mi?
Böyle bir geçmis
varsa, onunin var oldugunu "spekülasyon" yapmadan
nasil ortaya
çikarabiliriz?
2.2 Daha öncede
belirtmistim, sayet bir kavrama inanmazsaniz, onunla
ve/veya onun
hakkinda hiç bir sey yapamazsiniz. Düsünün ki Türklerin
cedleri en azindan
Günes dinine, yani Günesin TANRI olduguna o kadar
güclü bir sekilde
inanmislar ki o inancin isiginda muhtesem bir din
töresi, dil töresi
ve sosyal töreler yaratmislar. Dünyada yapilmis en
muhtesem abideler
Günes için yapilmistir. Eski TUR Misirlilarin
yapmis oldugu
piramidler bunun en görkemli isaretleridir. O
pramidlerin daha
küçük benzerlerini Dogu Türkistanda da buluyoruz (en
azindan toplu olarak
bir arada yüz adet), Çinde, Güney Amerikada ve
de dünyanin baska
yerlerinde de buluyoruz. Dünya eski Tur/Türk
dünyasinim
medeniyetinden geçmiste yararlanmis oldugu gibi halen de
yararlanmaktadir.
Ve sunu da hemen belirteyim ki eski Misir,
inkârlara ragmen,
dünyanin en uzun ömürlü Türkçe konusan Tur/Türk
devleti idi. Bütün
bu gerçekler ortaya çiktiginda, dünyanin bilinçli
olarak ne kadar
yanlis yönlendirilmis oldugu gün gibi açiga
çikabilecek.
2.3. Artik
arastirma, okuma, konular hakkinda en inceligine kadar
düsünme ve yazma
küçük bir grup çikarci dincinin tekelinden çikmistir.
Simdiye kadar
dünyayi yönetmis olan din teskilatlarinin kendi
çikarlari hesabina
dünyayi nasil yanlis yönlendirmis olduklari pek çok
düsünürler
tarafindan dile getirilmektedir. Eski dünya tarihinin ne
kadar çarpitilmis
oldugu gerçegi yavas yavas gün isigina çikmaktadir.
Bu gerçeklerin
genis bir insan kütlesi tarafindan bilinmesi elbetteki
bir hayli zaman
alacaktir. Eski Tur/Türk dünyasi ile ilgili gerçekleri
bir çogumuz kendi
zamanimizda görmeyebiliriz, fakat sebat içinde
çalisan yeni nesil
gençler pek ala görebilirler. Bundan benim hiç
süphem yok, yeter
ki birileri onlarin önüne set çekmesinler.
2.4. Belirtmem
gerekir ki bu gruba baslayali beri bu sayfalarda kitap
dolusu örnekler
vererek açiklamalar yaptim. Lütfen dil ile ilgilenen
bir bilim adami
olarak samimiyetle söyleyin hangisinin üzerinde
durdunuz,
düsündünüz ve ikna etmez buldunuz? Sebeplerinizle
görüslerinizi bildirmeniz
çok yararli olurdu. Fakat onu yapmak yerine
menfi olmayi tercih
ettiniz. Belli ki baskasini tenkid etmek daha
kolay. Fakat asil
zor olan yepyeni bir görüsü ortaya çikarip bütün
alisilmis akimlara
karsi ilan edip onun korunmasini yapmak. Günümüzde
bilinen pek çok
dillere, bilhassa Hind-Avrupa ve Semitik dillere
Türkçeden kirma
yoluyla, yani Türkçe sözcük ve/veya deyimleri az veya
çok degistirerek,
sözcükler üretildigi görüsü bana ait. Onun
mudafaasini yapmak
ta bana düser. Kavramin gerçekligini göstermek için
sayfalar dolusu
açiklamalarda bulunarak görüslerimi sizlerle
paylastim. Ve bunu
yaparken de siz de dahil olmak üzere kimsenin
kolunu da büktügüm
yok. Alan alir almayanin yolu açik. Fakat siz ayni
görüste degilsiniz
diye, "sevinç" veya baska çocugumsu duygularinizi
dile getirerek
yolumu kesmeye kalkismayin lütfen. Sunu da belirteyim
ki bu konuda
inancim o kadar derin ki dünyada ona inanan tek kisi
olarak kalsam yine
ayni iddiayi yapmaktan çekinecegimi sanmayin.
3. Diyorsunuz ki:
"Benim çekincem,
daha önce yazmıştım, siz de bütün GDT yandaşları
adına
hararetle reddetmiştiniz, bu düşüncelerin bir "eski dil - üstün
millet"
söylemine bağlanması. Ben bu söylemin dil açısından
doğru,
millet
açısından hayırlı olmadığı
görüşündeyim."
3.1 Kendinizin de
dedigi gibi "her yenilik baslangicta "spekulasyon"
dediginiz kavramla
baslar. Benim yönümden konu "spekulasyon" dönemini
çoktan asmis
bulunuyor. Eski Tur/Türk dünyasinin evrensel, çok
gerçekçi ve
mantikli olan Gök-Tanri "Günes" dinine çok güclü bir
inanis ile baglanan
eski Türk dünyasi insanlari dillerinde pek çok
kavrama bu dinden
kaynaklanarak ad vermis bir millet olarak çok
muhtesem bir din ve
dil kütürü yaratmis sayilir. Tur/Türk dünyasini
sahte
"pagan" tanimlamasi ile yere batirmis olanlarin aralarindan
gerçegi görenlerin
kendileri dahi izledikleri dinlerinde her kavrami
sözde
"paganlardan" aldiklarini itiraf ederken ve onun tartismasini
yaparlarken, bizim
konunun üzerine biraz olsun egilmemiz neden
sakincali oluyor?
Yoksa Türk insaninin atalarinin yaratmis oldugu
muhtesem medeniyete
sahip çikmamiz birilerini rahatsiz mi ediyor?
3.2. Sunu da tekrar
hatirlatmak isterim ki dünyaya "pagan" diye
tanitilanlar eski
Tur/Türk dünyasinin Türkçe dilli Turanli
insanlariydi..
Dikkat edilmelidir ki içinde yasadigimiz sahte
dünyanin tanitimini
yapanlarin sözlügünde "Tur/Türk adi pek geçmez.
Onun yerine dolayli
bir sekilde "pagan", "heaten", vs., gibi
yaniltici ve
küçültücü sahte adlar kullanilir. Tipki daha çok yakin
zamana kadar
Asyadaki Türk insanini Sovyet Rusyanin "müslüman"
halklari seklinde
renksiz ve kimliksiz olarak tanittiklari gibi. Iste
bu gibi bilinçli
sahte tanimlamalarla dünyanin rengi degistirilmistir.
Isterseniz kendi
arastirmalarinizi kendiniz yapin. Varacaginiz
netice yine ayni
olacaktir.
4. Diyorsunuz ki:
"Bilimde elbet
spekülasyon da yapılır, ama bu arada her spekülasyonun
dayandığı
maddî bir desteğin olması beklenir. Bu destek, dil söz
konusu
olduğunda, çeşitli dönemlerden toplanmış olan malzeme ile
dillerin
değişimindeki kurallardır. Bu kuralların arasında ise,
"her
şey
olabilir" kuralı yoktur."
4.1 Bey Efendi bu
sizin izlediginiz bir yöntem. Verilen iki nokta
arasinda birinden
digerine giden sayisiz yol vardir. Bazi kisiler
kendi yolunu kendi
seçer. Illa da sizin gittiginiz izden gitmemiz
gerekir diye bir
kural yoktur. Çogu yenilikler hep kendi yolunda
gidenler tarafindan
gelistirilmistir. Ben de kendi yolumda gitmegi
baskasinin izinden
gitmege tercih eden birisiyim.
4.2. Siz "Bu
kuralların arasında ise, "her şey olabilir" kuralı
yoktur" diye
söylerken bununla asil söylediklerimizi kasdedilen
konudan çikarip
baska bir alana sapittiginizin farkinda misiniz? Biz
bu sözü söylerken
"anagram" konusunu konustugumuzu hatirlamaniz
gerekir.
"Anagram" konusunda "kuralsizligin kural" olmadigini nerden
biliyorsunuz?
Adamlarin kendileri dahi itiraf ederken siz böyle bir
sey olamaz diye
hemen yolu kesiyorsunuz. Halbuki elin oglu bunu
olasilikla en az
ikibin seneden beri yapmis ve yapiyor. Biz ise daha
bu isin yeni
farkina variyoruz. Ben bu durumu gün isigina
getirmeseydim belki
bir bin sene daha uyuyabilirdik. Size,
inkârlariniza
ragmen, onun yüzlerce kanitini verdim. Sizin
dediklerimi
"desteksiz" diye tanimlamaniz olsa olsa ya olumsuz ön
yargilarinizdan
ve/veya konuya simdiye kadar hiç bir sekilde asina
olmamanizdan
olmalidir.
4.3. Ayrica bu
ifadelerinizden anlasilan sudur ki "anagram"
kavramini hic
anlamamissiniz. Defalarca anlattik. Adam aliyor
Türkçenin herhangi
bir sözcük veya deyimini ve onu diledigi sekilde
karistiriyor ve
sonunda ondan yeni bir kelime veya deyim yapiyor.
Bunu yaparken hiç
bir kuralla kendisini de baglamiyor. Isine ve
maksadina nasil
geliyorsa kelime veya deyim içindeki harfleri ona
göre düzenliyor.
Bazi ünlüleri düsürebildigi gibi bazilarini da
degistirebiliyor.
Hatta kelimenin seslendirilmesini bile
degistiriyor.
Kelimenin anlami konusunda ise kaynak kelime veya
deyimin anlamini
ve/veya kavrami taninlayan baska bir Türkçe ifadeyi
yeni kelimeye anlam
olarak sakliyor. Bu oluyor "anagram" teknigi.
Zaten sözün kendisi
bile Türkçe "onu-giram" ("onu kiram") deyiminden
baska bir sey
deyil. Bu fevkalede uyumsal bir teknik. Bunu anlamak
sizin için neden
zor?. Bütün açiklamalarimdan sonra, açik
görüslülükle konu
ile ilgili kendi arastirmalarinizi yaparsaniz,
eminim ki
varacaginiz netice sizi de sasirtacaktir. Siz "anagram"
konusunda böyle bir
çalismayi yaptiginiz görüntüsünü dahi
vermiyorsunuz. Bunu
yapmamissaniz, o zaman verdiginiz görüsler hiç
bir degeri olmayan
ön yargidan baska bir sey olamaz.
4.4. Daha önce de
belirtmistim bir okuyucu olarak dilediginiz sekilde
düsünebilirsiniz. O
sizin hakkiniz. Fakat yazdiklarim hakkinda sizin
olumlu veya olumsuz
düsünmeleriniz de beni hiç baglamaz. Üstelik
söylediklerimde
kimsenin onayina da ihtiyacim yok. Ben buluslarimi
kendi gördügüm
sekilde yazan birisiyim. Söylediklerim baskalarina ters
düsecek diye bir
kaygum da yok. Sadece bildiklerimi ve gördüklerimi
bu ortam içinde
ilgilenlerle paylasmak istiyorum. Daha evvel de
söylemistim, size
söylediklerimi siz pek baska bir yerde isitmis
degilsiniz.
Isittikleriniz çogunlukla mensup bulundugunuz milleti
küçümseyen sözler
oldugu için günümüz Türk insaninin maneviyatini
kirici ve belini
bükücü olmustur ve olmaktadir. Ben en azindan o
durumu düzeltmeye
çalisiyorum.
4.5. Bir baska
husus ta sudur ki lütfen Türklerin cedlerini bu günkü
halimize bakip
küçümsemeyelim. Insan beyni bu gün ne ise çok
olasilikla yüz bin
sene evvel de yine ayni idi. O zamanlar da ne
muazzam düsünenler
olmustur. Bunu kimse inkar edemez. Fakat ne var ki
o zaman ki teknik
ile simdiki teknik arasinda fark var. Hepsi o
kadar. Yaziyi icad
edip dünyaya veren eski Tur insani bu günkü
düsünürlerden daha
geri sayilamaz. Eski Tur insaninin yaziyi icad
etmis oldugu inkar
ediliyorsa bu birilerinin isine öyle geldigi
içindir. Orta Asya
en azindan Türklerin atalarinin damgalariyla
doludur. Yedibin
sene evvelinden Orta Asyadan kalkip NIL nehrinin
kiyilarina (eski
Misira) gelip yerlesen Tur/Türk insanlari yanlarinda
getirdikleri yazi
teknigi ile, eski Misirin günümüze kadar gelen
resimli yazilarini
gelistirmislerdir. Eski Masarin Türkçe olan dili
zamanla degiserek
ve degistirilerek günümüzün Arapca denen dili
olusturulmustur.
Turanli Sumerlerin yazilari Tur/Türk dünyasina
aittir. Tur/Türk
dilinin tek heceli ve eklemeli bir fonetik dil olusu
onun yazi ile
yazilmasini kolaylastiran en mükemmel özelligidir. Bu
haliyle eski
dünyanin evrensel dili olan Tur/Türk dili ilk yaziya en
uygun dildir.
Eskinin kasitli dinci dilcileri Türk'ü Türkten kirarak
ayirmasini
basarmistir. Yani Sumeri, Masari, Saka'yi, Etrusk'ü, Troy
(Tur-öy) / Trova
(Tur-Evi) insanini, Dravid (Dur/Tur-Evidi) insanini
ve bunlar gibi pek
çok diger Tur insanini kirip Turdan/Türkden ayirmis
olmasinin arkasinda
ne politik sebeplerin oldugunu arastirmak ve
sorusturmak
gerekir. Ayni bölme ve bölüstürme islemi günümüzde de
yapilmaktadir. Bu
gibi kirmanin, bölmenin, karistirmanin arkasinda
temeli hiç bir
gerçege dayanmayan uyduruk bir "dini" emir yatmaktadir.
5. Diyorsunuz ki:
"10 harfli bir
kelimeden 3,6 kere 10 üzeri 6 yeni kelime elde
edermişsiniz;
dolayısıyla bütün dillerin Türkçe, Sahraca veya
Esperanto'dan
çıktığını "ispat" etmeniz için hayalgücünüzü
biraz
çalıştırmanız
yeter."
5.1. Bu ifadeniz
ile isigi biraz görmüs ("günü gördü") gibisiniz
fakat daha
fazlasini düsünmemissiniz. Matematik dilinde buna
"permutation"
denir, yani bir dizideki birimlere yer degistirilerek
yeni örnekler elde
etmek. Bu sözcügün kendisi bile Türkçenin "BIR
TUREMESIN"
deyiminden kaynaklanir. Bu islemin sonunda meydana çikan
kelimeler arasinda
dilde kullanabileceginiz kelimeler olabilecegi gibi
pek çogu da
kullanilamaz haldedir. Zira en azindan bütün ünlüler bir
araya ve ünsüzler de
yanyana gelince kelimenin söylenme imkani da
azalir. Ayrica
ortaya çikacak her kelime örnegine ne gibi bir anlam
vermeniz de
fazlasiyla zor olan bir istir. "Anagram" dedigimiz yöntem
de zaten bunun gibi
ve daha da "kuralsiz bir karistirma" hali. Fakat,
"anagram"
isleminde kirma isini yapan kisi önceden var olan bir sözü
alip degistiriyor.
Latinler de bu yöntemi kullanarak Türkçe bir sözcük
veya deyimden pek
çok yeni fakat anlam bakimindan birbiriyle akraba
olan kelimeler
üretmisler. Ümit ederim son gönderdigim
"Latin /
Turkish Grammatical Connection" baslikli
yazimi okudunuz ve
üzerinde ciddi ciddi düsündünüz.
5.2. Sayet birisi
yeni bir dil yaratmak istiyorsa, "anagram"
tekniginden daha
kolay ve az emek isteyen bir yol olamaz. Halbu ki
hiç yoktan bir dil
yaratmak çok daha zor bir istir. Sayet birisinin
elinde zor ve
aklinda da zorbalik var ise, yaptigi yeni uyduruk bir
dili yaymasi da çok
kolay. Avrupanin binlerce seneden beri
yerlilerinin dili
olan TURSI (Türkçe) zor altinda tarihten silinmis.
Amerikali yerli
halklarin dillerini yüz sene içinde yok etmeyi dinci
misyonerler
basarmislar. Birisi size "ya canin ve ya da dilin, dinin,
adin, tören",
vs. derse, çok olasilikla çogu kimse "canini" tercih
ederek dilinden,
dininden ve törelerinden vazgeçerler. Bunu
yapmayanlar da
canlarindan olurlar. Iste olay bu kadar basit.
5.3 Bir dili
yaratmadan önce onu destekleyen bir de törenizin olmasi
gerekir. Türkün
dilini destekleyen çesit çesit töresi vardir ve bu
törenin kökü
onbinlerce sene geriye gider. Ancak binlerce senenin
gelismesine mal
olmus bu töreleri birileri zor ve veya hile ile alip
kendine mal eder ve
onlara da yeni ad verirse, kisa zamanda dünyanin
rengi degisir.
Lütfen arastirip okuyun Avrupanin geçmisini. Eminim ki
çok ilginç gizlilikler
bulacaksiniz orada. Diger taraftan Osmanli alti
yüz sene boyunca
AGA-Men ("Benim AGA", yani "egemen" deyimi)
dedigi ve oldugu
çok soylu bir imparatorlukda zorbalikla kimsenin
adinda, dininde ve
dilinde tek degisiklik bile yapmamis. Elbette ki
bu muhtesem bir
adaletin ve hos görünün eseridir. Bunun iyilikleri
ve kötülükleri
tartisilabilinir. Fakat baskalari dünyayi bu gözle
görmemektedir.
Onlarin eline geçen ilk firsatta insanlar bambaska
bir dil, din ve ad
kalibina sokuluyor. Büyük Iskenderden sonra eline
firsat geçirenler
eski Türk dünyasini (en azindan Anadolu, Kafkaslar,
Iran, Arabistan
yarimadasi ve Kuzey Afrikada ve bir sürü baska
yerlerde yaptiklari
degistirmelerle her seyin kimligini ve bilhassa
Türklük kimligini
degistirmislerdir. Ayni degistirmeyi Latinler
Avrupada, Grekler
Anadoluda ve Araplarda diger Türk ülkelerinde
basari ile
yapmislardir. Halbuki bunlar Turanlilara (Tur insanina)
kiyasla çok
sonralarda ortaya çikip güc kazanan gruplar. Fakat güç
kazandiklarinda da
Tur/Türk insanini kaliptan kaliba sokmuslar.
Tur/Türkler insani
menfi propagandaya hedef olunmus. Bu arada
eski dünyanin
evrensel Türk dili de benzer bir dil-cenderesinden
geçirilmis.
Neticede karsiniza sanki 6000 sene evvelinden beri var
oldugu iddia edilen
Hind-Avrupa dilleri ve Semitik diller çikiyor.
5.4. Esperanto
denen dil yapimsal olan bir uyduruk dildir. Fakat
"Saharaca"
diye adlandirdiginiz dilin Türkçe ile ilgisinin olmadigini
nereden
biliyorsunuz? Kendilerine "BERBER" denen bu gruplari çogu
kimse tarafindan
asagilamis ve onlara hor gözle bakilmis. Bu
insanlarin ARAP
olmadiklarini, Ispanyada yediyüz yil ömürlü
Endülüs
imparatorlugunu (Moors) kurduklarini, kendilerine
"TUAREG"
(olasilikla Türkçe "TUR AGA") dediklerini, eski Masar
halkindan
olduklarini biliyormuydunuz? Bu konuda hiç arastirma
yaptiniz mi?
Bunlarin ükelerindeki kayalar üzerine eski Etrüsk ve
Pelasgian (SAKA)
harfleriyle yazili, tipki eski Türk yazitlarinda
oldugu gibi
kelimelerini iki ve/veya üç nokta üst üste isaretiyle
ayiran kaya üstü
yazilarin bulundugunu biliyormuydunuz? Kendilerine
"BERBER"
denilen bu insanlarin bu adiyla Tur insanina atfedilen
"BARBAR"
deyimi arasinda bir baglantinin olabildigini hiç düsündünüz
mü? Daha pek çok
hususu siralayabilirim. Lütfen kendi vurdum duymaz
halimize bakip
Türklerin geçmisini o kadar küçümsemeyelim.
6. Diyorsunuz ki:
"Benim
çekincem, daha önce yazmıştım, siz de bütün GDT
yandaşları
adına
hararetle reddetmiştiniz, bu düşüncelerin bir "eski dil - üstün
millet" söylemine
bağlanması. Ben bu söylemin dil açısından doğru,
millet
açısından hayırlı olmadığı
görüşündeyim."
6.1 Bir kimsenin
mensubu oldugu milleti üstün görmesinden daha dogal
ne olabilir?
Baskalari ne yapiyor saniyorsunuz? Içinde bulundugunuz
ortamda Türklere
yapilan ayrilikli davranislarin neden kaynaklandigini
saniyorsunuz? Halbu
ki Türk toplumlari arasinda bu gibi ayrilik
gözetmeyi bulmaniz
çok zordur. Imali bir sekilde "üstün dil - eski
millet"
konusmalarini dile getirerek bir nevi üstün bir millete
dayanma ihtiyacinda
oldugumuzu ima ediyorsunuz.
Bu konuda da çok
yanildiginizi belirtmek isterim. Ben en azindan
kendi namima, çok
"ULU BIR MILLETTEN" dogmus oldugumun bilincindeyim
ve bundan da çok
mutlu ve bahtiyarim. Bu konuda hic bir sorunum yok
ve kimseden de özür
dileyecegim yok. Bilinir ki Türk dili çok
eskilerdenberi,
"Bey", "Aga", "Pasa", "Han",
"Hakan", "Tarkan", ve
bunlar gibi pek çok
yükseltici ünvanlarla konusulan bir dildir. Bu
sifatlari
gelistirenler, bu ünvanlari kendi soyluluklarini ve ulu
kisiler olduklarini
tanimlamak için yaratmis olmalidirlar. Diger bir
degimle, bunlari
ancak asil Bey, Pasa, Aga soyundan gelenler
gelistirir. O
sebepledir ki bir Turk olarak kendime bir "ulu soy"
aramama ihtiyacim
yok. Zira o ululuk benim milletimin dogusundan
itibaren vardir.
Bundan benim hiç kuskum yok ve bunu böyle bilmek için
de kimsenin agzina
bakmama da hacet yok. Biraz kendiniz de
arastirirsaniz,
söylediklerimin sisirme olmadigini görürsünüz. O da
size kalmis bir
sey.
7.1. Kamil Beye
iletinizde diyorsunuz ki:
"Şüphe
etmeye başladığınızı sevinerek gördüm, onun için
size bu cevabı
yazdım.
Umarım şüphenizde ve ayaklarınızı yerden kesmeden
düşünmenizde
devam edersiniz de
verimli bir alışveriş yeniden mümkün olur."
7.1. En önce sunu
demeliyim: Bence, Kamil Bey simdiye kadar
yazdiklariyla ve bu
grupta paylastiklariyla, genis konularla
ilgilenen, çesitli
sahada bilgi edinmek isteyen, genis
ufuklu ve ufkunu
daha da genisletmek isteyen, çok samimi ve candan
bir kardesimiz. Bu
kadar çesitli konulara ilgi göstermesi kendisi için
takdir ve tebrik
edilecek bir özellik. Bunu görmemezlikten
gelmek haksizlik
olur. O bakimdan ben kendisini takdir eden
birisiyim. Bu arada
anlamadigi konulari rahatlikla anlamadim
diyebilen bir
arkadasimiz. Samimi olarak sorular sorabildigi gibi
anladigini ve
anlamadigini da rahatlikla söyleyebiliyor. Bu da çok
dogal olan ve
gerçekte çok iyi bir özellik. Diger taraftan siz
ise Kamil beyin
hakli olarak yüze getirdigi bir soruyu bir çöküntü
sanarak ondan haz
aliyorsunuz. Benim asil garibime giden de bu
çocukca
tezahürleriniz. Burada fikirler konusuluyor ve tartisiliyor.
Söylenenleri
begenenimiz olur begenmeyenimiz olur. Bu çok dogaldir.
Fakat bunun yaninda
siz her firsatta bana karsi yapilan ve menfi gibi
gözüken çikislari
bir firsat bilerek haz duydugunuzu açik veya
kapali sekilde
belirtiyorsunuz. Bu gibi hallerden haz duymaniz bir
husumetinizin
varligini belirtiyor. Buna ne gerek var ki?
7.2. Farzedelim ki
Kamil Bey bana yönelttigi sorulariyla bana
inanmadigini, ki
öyle oldugunu sanmiyorum, dile getirmis bile olsa,
sizin bundan sevinç
duymaniz neden? Nedir sizi bu kadar
heyecanlandiran?
Yanilmiyorsam böyle kara duygularinizi bir
defasinda yine
açiklamistiniz. Bu kara görüsünüzü, husumetinizi ve
küçük seylerden bu
kadar haz alisinizi anlamak zor. Acaba ufkunuzu
biraz genisletmeniz
mümkün mü? Benim iddiamda yanlis olusum, ki
degilim, size ne
kâr ne de zarar getirir. Fakat söylediklerim dogru
oldugu takdirde
eminim ki bundan siz de bir Turk olarak payiniza
düseni alirsiniz.
7.3. Haluk Bey bana
20 kadar Latince kelime yöneltti. Ben de
kendilerinin bu
sorularini çok normal karsilayarak hem sorduklarini ve
hem de kendimden
kattiklarimi, hem de çok uzun bir vaktimi
sarfederek, yirmi
sayfayi asan bir yazi ile açikladim. Bu durum
karsisinda benim de
gerek Haluk Beyden, gerek sizden ve gerekse diger
arkadaslardan
bekledigim tenkidleriniz çok daha olumlu ve yapici
olmalidir. Buna
karsilik siz ne yapiyorsunuz? "Polat Kaya'nın
desteksiz etimolojisiyle"
tabirini kullanarak benim yaptiklarimi
kendi aklinizca
küçümsüyor ve ciddiye almiyorsunuz. Sunu
belirtmeliyim ki bu
ifadenizin zerre kadar ne degeri ve ne de
bilimselligi var.
Bu ifadeniz bir önyargidan ileri geçmiyor ve
dolayisiyle hiç bir
bilimsel tenkid degeri yok. Bakin benim sizden ve
bütün arkadaslardan
bekledigim tenkid söyle olmaliydi ve olmalidir,
örnegin,
diyebilirdiniz ki:
"Polat Kaya
acikladiginiz su kelimeler hakkinda (kelimeleri teker
teker siralayarak)
su sebeplerden ötürü (sebeplerinizi açik bir
sekilde izah
ederek) sizinle hemfikir degilim, su kelimeleri
açiklamaniz aklima
yatti, yahut su veya bu hususlarda ikna olmus
degilim. Acaba bu
kelimenin su hususu (özelligini açiklayarak)
hakkinda ne
düsünüyorsunuz? Söyle de olamaz mi? Polat Kaya "söyle"
diyorsunuz amma
dedikleriniz su sebeplerden dolayi yanlistir veya
dogrudur. vs. vs.
vs. ".
7.4 Iste benim
sizlerden bekledigim bu gibi tenkit ve katilmalardir.
Siz bu gibi
katilmalari birakip hem suclayan, hem yargilayan, hem
küçümseyen ve hem
de hüküm veren rolunde oynarsaniz, vereceginiz
yanitlarin da hiç
bir degeri olmaz. Onun içindir ki kullandiginiz
"Polat
Kaya'nın desteksiz etimolojisiyle" ifadenizle gerçegi inkar
ettiginiz gibi
bilimsel tenkidden yoksun duygularinizi dile
getiriyorsunuz. Hiç
bir degeri olmayan iki kelimelik bir ifade ile
sözde Polat
Kaya'nin bunca söylediklerini sahne disi etmege
çalisiyorsunuz. Bu
kurnaz girisimden kaçinip ifadelerinizde biraz
daha ölçülü, akilci
ve bilimci oldugunuzu gösterirseniz eminim ki
beraberce bir
yerlere varabiliriz.
8. Kamil Beye
iletinizde söyle bir ifade daha kullanmissiniz:
"Diyelim,
Polat Kaya'nın desteksiz etimolojisiyle değil, Haluk
Berkmen'in biraz
daha disiplinli akıl yürütmeleriyle ikna oldunuz. .
. . . ."
8.1. Bu ifadenizde
hayret edilen husus sudur ki size sayfalar dolusu
destek malzemesini
verdigim halde siz onlari inkardan geliyorsunuz.
Bu tavriniz ya
sizin: yazdiklarimi hiç okumadiginizdan, yahut okuyup
anlamadiginizdan
ve/veya üzerinde hiç düsünmediginizden, yahut ta çok
koyu ve olumsuz bir
ön yargiya sahip olusunuzdan olsa gerek. Ben size
daha son dört
iletimde en az yirmi sayfalik destek verirken siz sanki
hiç bir sey olmamis
gibi her seyi inkar eder bir edadasiniz. Bu
tavriniz hakka
adalete sigar mI? Peki bu grup içinde ben bosluga mi
konusuyorum?
8.2. Üstelik
verdigim kelimelerin kendisi destek degil mi? Onlardan
daha iyi destek ne
olabilir? Sizîn dilinizi kaçiranlarin, ne
yaptiklari
hakkinda, size ayrica not birakacaklarini mi saniyordunuz?
Sözlüklerde
kelimenin anlamina bakip geçme yerine, kelimenin temsil
ettigi kavramlar da
anlasilmaya çalisilirsa ve kelimenin neden
yapildigi, verilen
ad-olgusunun (etimolojinin) dogrulugunu
söylenildigi gibi
hemen kabul etmeden, incelenirse, aranilan destegin
çogu kelimenin
kendi içinde Türkçe olarak oldugu görülebilir. Fakat
bu bir bilmece; her
bilmeceyi çözmek o kadar kolay bir is degil.
Zaten bu is
bilinçli olarak karistirilmis ve gizlenime tabi tutulmus
olunca gerçegi
görmek daha da zorlasiyor. Zaten bu isi yapanin
maksadi da bu idi
ve onu da basarmiz bulunuyor.
8.3.. Son olarak,
gerçek dil bilimciler, yani gerçegi tarafsiz olarak
arayanlar, en
azindan Polat Kaya'nin dedikleri "olabilir" demek
zorundadirlar.
Çünkü verdigim örneklerin hepsi iddialarimin
gerçekligini
isaretliyor. Iddialarimin gerçekligini görebilmek için
çok yönlü, genis
ufuklu, geçmisi bir hayli incelemis ve okuduklarini
sIk örülmüs bir
elekten geçirmis olmak gerekir. En azindan eski Misir
ve Sümer medeniyeti
ile ilgili olarak yazilanlari ve o medeniyetlerin
nasil talan
edildigi hakkinda yazilanlari bir hayli arastirip
incelemis olmak ve
olaylari birbirine baglayabilmek yetenegine sahip
olmak gerekir. Bu
yapilmamissa söylediklerimin gerçekligini görmek
çok kimse için
zordur. Bunda da kusuru benim tezimde aramak yerine
kisinin kendi özüne
dönüp kendi yeteneklerini incelemesi çok daha
yerinde olur.
Hepinizin yeni
yilini kutlar yeni yilda hepinize saglik ve
mutluluklar dilerim.
Polat Kaya
========
"T.
Turan" wrote:
>
> Part 1.1 Type:
Plain Text (text/plain)
> Encoding:
quoted-printable
Kamil Bey,
yazınızın
bir yerinde benim şöyle bir çekincem olduğunu
belirtmişsiniz;
° Tevfik Turan'nin
bastan beri cekincelerini dile getirdikleri, "-
zaten butun
sozcukler
° Turkce'den
kirilmistir, o halde Turkce'ye yabanci sozcuk ihrac
° etmekten
cekinmemeliyiz..." gorusu
Bunu düzeltmek
isterim. GDT'nin Öztürkçecilik çıkmazından alın akıyla
geri dönmek için
bir bahane olarak ortaya atıldığı veya
kullanıldığı
veya en azından
kullanılabileceği hususu değil benim çekincem. Daha
önce de
yazmıştım, ben bu teoride spekülasyondan başka bir şey
göremiyorum.
Bilimde elbet
spekülasyon da yapılır, ama bu arada her spekülasyonun
dayandığı
maddî bir desteğin olması beklenir. Bu destek, dil söz
konusu
olduğunda, çeşitli dönemlerden toplanmış olan malzeme ile
dillerin
değişimindeki kurallardır. Bu kuralların arasında ise,
"her
şey
olabilir" kuralı yoktur. "Anagram"ı bir kural olarak
kabul
edince, bir
istatistikçinin ifadesiyle, 10 harfli bir kelimeden 3,6
kere 10 üzeri 6
yeni kelime elde edermişsiniz; dolayısıyla bütün
dillerin Türkçe,
Sahraca veya Esperanto'dan çıktığını "ispat"
etmeniz
için hayalgücünüzü
biraz çalıştırmanız yeter.
Benim çekincem,
daha önce yazmıştım, siz de bütün GDT yandaşları
adına
hararetle
reddetmiştiniz, bu düşüncelerin bir "eski dil - üstün
millet"
söylemine bağlanması. Ben bu söylemin dil açısından
doğru,
millet
açısından hayırlı olmadığı görüşündeyim.
Yazınızın
sonunda muhatabınızı "işin özü" konusunda
yoğunlaşmaya
çağırmışsınız.
Sizin kendiniz için "işin özü" olarak "Türkçe
korunacak"
ülküsünü seçtiğinizi sanıyordum. Diyelim, Polat Kaya'nın
desteksiz
etimolojisiyle değil, Haluk Berkmen'in biraz daha
disiplinli
akıl yürütmeleriyle ikna oldunuz. Hatta diyelim, günün
birinde bugüne
kadar bildiklerimizi çok çok aşan malzeme ele geçti de
Türkçe'nin
"Güneş Dil" olduğu ispatlandı. Bu elbet büyük,
değerli bir
bilgi
kazanımı olacak, ama bu yeni gerçeğin sizin için "işi
özü" olan
hedefe varmanız
yönünden ne katkısı olacak?
Şüphe etmeye
başladığınızı sevinerek gördüm, onun için size bu
cevabı
yazdım.
Umarım şüphenizde ve ayaklarınızı yerden kesmeden
düşünmenizde
devam edersiniz de
verimli bir alışveriş yeniden mümkün olur.
Tevfik Turan
° -----Original
Message-----
° From: Kamil
KARTAL <allingus@h...>
[mailto:allingus@h...]
° Sent: Sonntag,
29. Dezember 2002 15:17
° To: b_c_n_2003@yahoogroups.com
° Subject:
[b_c_n_2003] Re: Sozcukllerin kokeni hakkinda
°
° Bu durumla
genelde karsilasiyoruz Sayin Tisinli, haklisiniz.
°
° Polat Bey,
°
°
Cozumlemelerinizin bir kismi, eminim ki degerli goruslerinize en cok
° karsi cikanlari
bile konu uzerinde dusunmeye sevkediyordur,
° ozellikle
° tek sozcuk
uzerinden olanlar degil de, deyim uzerinden yaptiklariniz
° arasinda goz ardi
edilemeyecek bazi ornekler var.
°
° Ne var ki, tek
sozcuk, hatta daha da ilerisinde, [J=I=Bir] gibi
° abece otesine
tasan cozumlemelerin kabul gormeyecegi acik. Kabul
° gormemesi bir
yana, butun olarak gorusu temelden sarsici, yikici
° etkisi var
bunlarin. Belki, Sayin Berkmen'in daha ince hesaplamaya
° dikkatlerinizi
cekmeye calistiklari nokta da buydu; tabî, kendi
° anladigimi
soyluyorum ve kendi adima yaziyorum.
°
° Cok gelismis bir
kok-dilin varoldugu, bunun araciligi ile ileri bir
° kok-din
kuruldugu, bunlarin birlesiminden muhtesem bir kok-uygarlik
° olustuugu ve bu
uygarligin ne Hint-Avrupa, ne Semitic kokenli oldugu
° kurami, burada
hepimizin dikkatle izledigi gibi, pek cok dusunur ve
° bilim insani
tarafindan desteklenen ciddî bir kuram.
°
° Ayni kuramin en
az bu kadar onemli olan, yine bir kisim onemli
° dusunur ve bilim
insanlarinca desteklenen ikinci asamasi ise,
° mevcut
° tum dillerin (*ve
dil urunu olan her seyin*) dilci-dinci bir
° topluluk
° tarafindan
yuzyillar boyunca surdurulen gizli calismalar yoluyla bu
° kok-dilin
kirilmasindan olustuklari, hepsinin yapay diller oldugu
° gorusudur; ve
goruldugu gibi, Hint-Avrupa okulunun butun cabalarina
° ragmen bu bilgi
her gecen gun daha genis kitlelere ulasmakta ve
° yayginlasmaktadir.
°
° Bir gun, bu
kuramin gercek oldugu ve kurama konu olan dilin de
° Turkce
° oldugu (ya da
olmadigi), inanclarimizin otesinde bilimsel olarak
° kanitlanabilir. Bunun
nispeten daha kisa da olsa bir zaman alacagi
° ve dogru-yanlis
ya da iyi-kotu duzleminin her iki ucundaki noktalara
° varan sapma
duraklarina ugrayacagi kesin.
°
° Ben, isin
yukarida ozetledigim ozunu yakaladigima inaniyorum ve
° bunda
° bana yol gosteren
en onemli 3 kisi Siz, Timur Kocaoglu ve Haluk
° Berkmen'dir.
Sizin kendinize ozgu kullandiginiz yontemi tarafsiz
° sekilde anlamaya
calisiyorum. Cok degil ama bazi onemli soru
° isaretleri var
kafamda, ornegin: Sonradan olusan bu yapay dillerin,
° kendi iclerinde
ozgun tek bir sozcuk bile olusturmadiklarini,
° yuzmilyonlarca
sozcugun hep Turkce kok sozcuklerden veya deyimlerden
° kirilarak
yapildiklarini mi dusunuyorsunuz? Ve bundan devamla,
° Sayin
° Tisinli'nin ve
hepimizin dikkatini cektigi gibi, can, insan, kadi ve
° daha onlarca
Turkce olmadigini bildigimiz sozcukleri
° cozumlemeleriniz
° icinde Turkce mi
kabul ediyorsunuz?
°
° Sozgelisi,
"INSAN" kesin sekilde Turkce degilken siz, BUNU, icinde
° gizli sekilde
bulundugu ve cozumlenebilmesi icin deneyim ve goru
° yetenegi
gerektiren BASKA bir sozcugu cozumlerken kullaniyorsunuz,
° bunun olusturdugu
kisa devre yuzunden, dedigim gibi, tum kuram ciddî
° sekilde
zedeleniyor. Ayrica, Timu Kocaoglu'nun, Tevfik Turan'nin
° bastan beri
cekincelerini dile getirdikleri, "-zaten butun sozcukler
° Turkce'den
kirilmistir, o halde Turkce'ye yabanci sozcuk ihrac
° etmekten
cekinmemeliyiz..." gorusu hakli sekilde isyan ediyor.
°
° Bir elestiri
olarak kabul ederseniz, siz onbinlerce yillik bir
° gecmisi
hizlandirilmis bir yatili kurs gibi veriyorsunuz ve artik
° ruhumuza islemis
bazi seyleri bir cirpida birakmamizi bekliyorsunuz
° gibi geliyor
bana. Bence, cok, cok daha yavas sekilde ve asil
° muhatabiniz olan
kitlenin kaldirabilecegi, ozumseyebilecegi bir
° esikte
goruslerinizi acmalisiniz. Sizi dinleyecek ve sizinle
° paylasacak
olanlari urkutmemelisiniz.
°
° Ayrica, bu bilgi
olabilir, kisileri, kisilikleri tanimak olabilir,
° yontem olabilir,
gelenek ve bagliliklarin oynadigi rol olabilir, ...
° ama gorusleriniz
her ne olursa olsun, buradaki paylasimlarla siz
° dahil hepimizin
yeni seyler ogrendigimize ve kendimizi
° gelistirdigimize
inaniyorum. Bu sozumle, temel goruslerinizin
° zamanla
degisecegini kastetmiyorum elbette, ama bizleri dogru
° olduguna
inandiginiz seye davet ederken izlediginiz yolda
° olusabilecek bazi
degisiklikler bile onemlidir. Su da var ki, "-ben
° size her seyi
anlattim, takdiri sizlere kalmis..." demekle, onlarca,
° yuzlerce,
milyonlarca kisiye karsi sizin goruslerinizi savunabilecek
° tek bir kisi
birakirsiniz, (o da muhtemelen ben deniz olur) ve bana
° cok zor bir miras
birakmis olursunuz.
°
° Bunun yerinei
***ISIN OZU*** uzerinde yogunlasmak ve simdiye dek
° yeteri derecede
orneklediginiz tek tek sozcuk cozumlemelerini bir
° kenara
birakmakmanizin yararlari olduguna inaniyorum, goruslerimi
° takdirinize
sunuyorum.
°
° Selam ve Saygilar,
° Kamil