Söylendigine göre sorun şundan kaynaklaniyor: 26
Agustos
1910'da, Osmanli
Imparatorlugu'nun bir ili olan Kosova'nin Üsküp şehrinde
Arnavut (Albanya'li) diye tanimlanan bir ailenin
kizi olarak dünyaya
gelen bu asil
hanimin 100. dogum yildönümü
yaklaşmaktadir. Bu
sebeple Arnavut halki bu dünyaca ünlü kizinin naşini
Hindistan'dan
alip kendi ülkesine geri getirmek
istemektedir.
Hindistan ise bu istege karşi koymaktadir.
Ömrü boyunca bakima muhtaç ve kimsesizlere annelik
yapmiş
olan "Anne Teresa"
(Mother Teresa), kendisinin "kan bakimindan bir Arnavut
(Alban),
vatandaşlik bakimindan bir Hindistanli, inanç bakimindan bir
Katolik
rahibesi ve bunlarin ötesinde de dünyaya ait birisi oldugunu"
söylemiştir.
Hindistan'daki fakirlere,
yardima muhtaç pek çok kişiye, hasta
bakimsizlara
her
türlü yardimi yapan
Anne Teresa, 1979 da Nobel Sulh Ödülünü
kazandi. 5 Eylul 1997'de Tanrınin rahmetine kavuştu.
Ölümünden sonra,
2003'de, Papa John Paul II tarafindan
kutsallaştirildi ("beatified") ve yakinda
"azizelik" (sainthood) mertebesine
ulaştirilmasi beklenmektedir. Bence, bu ünvan Papa (Baba)
tarafindan kanunlaştirilmiş olsa da olmasa da, Anne Teresa azizeligi
çoktan haketmiştir bile.
Anne Teresa'nin hayati ile ilgili yazilanlari okurken, onun
kimligi dikkatimi çekti. Anne Teresa, Osmanli Imparatorlugu'nun Kosova
ilinde, Üsküp şehrinde dogmuş. Verilen
bilgilerde onun adinin "Agnes
Gonxha Bojaxhiu" yahut "Gonxha (Agnes)
Bojaxhiu" şeklinde oldugu bildiriliyor.
Bu
ad içinde bildirilen Gonxha
Bojaxhiu adlari Türkçe "GONCA" ve "BOYACU"
(BOYACI) adlaridir. Böylece onun ilk adi
Türkçe olarak "GONCA",
ki Türk kültüründe kizlara verilen bir addir,
ayrica soyadi ise Türkçe BOYACI'dir.
AGNES adi ise, olasilikla kendisine sonradan verilmiş bir "Kiristiyan"
(Hiristian) ad olup, asli Türkçe GÜNEŞ
sözünden gelen bir
addir.
AGNES adinin ad olgusu (etimolojisi) için "saf,
temiz,
lekesiz" anlaminda olan, Rumca "agnos"
sözünden
geldigi
ve sonradan
Latince "kuzu" anlamli "agnus"
sözü ile
de ilgili oldugu bildiriliyor, [bakiniz :
http://www.behindthename.com/name/agnes].
Ingilizce olarak verilen bu kaynaktan aldigim
alinti şöyledir:
"Latinized form of the Greek
name
‘Αγνη (Hagne), derived from Greek ‘αγνος (hagnos) meaning "chaste". Saint
Agnes was a virgin martyred during the persecutions of the Roman
emperor Diocletian. The name became associated with Latin agnus
"lamb", resulting in the saint's frequent depiction with a lamb by her
side. Due to her renown, the name became common in Christian Europe,
being especially popular in England in the Middle Ages."
AGNES adi gerçekte bir "gök-nami"
(gök-adi)
dir. "Gök-adi" eski çaglarda kişilere verilen
ikinci bir ad
idi. Bu ad göksel-tanrılarin adina izafeten verilirdi.
Eski
Romalilar bu ada "gognamen" derlerdi, ki bu ad
Türkçe "göknamin"
sözünün Latinleştirilmiş şeklidir. Böylece Gonca
Boyacı'ya
verilen bu "Agnes" adi aslinda bir "göknami'dir".
Bunu
şu şekilde görebiliriz: AGNOS adi "GONAS" şeklinde deşifre
edildiginde adin Türkçe "GÜNEŞ" veya "GÜN
IŞI"
sözünün degistirilmesinden
yapilmiş oldugu görülüyor. Güneş ve
gün ışıgı
elbette her
anlamda hem temiz, saf, bakire olan bir varliktir, ayrica, bir "aziz"
veya"azize" (saint) dir. Zira bu dünyada
her
şey Güneş'in
varligi ile mümkündür. Güneş eski Turan
dünyasinin "Gün-Han", "Göz
Han", "Köz Han", "Od Han", "Huda" ve "Oguz Han" adlari ile
tanimladigi ve binlerce sene Gök-Tanrı ile birlikte taptigi GÜN
TANRI idi. Hiristiyan dünyasi Turan dünyasinin bu
çok eski
medeniyetini gizli, kirici, karalayici ve barişci olmaktan çok
uzak
tutumlari ile öldürmüş ve tarihten silmiştir.
Bununla beraber, bu Turan medeniyetinden aldigi her adi ve
sözü "kirip
yeniden dizme" yoluyla - ("anagram"), "Hiristiyanlaştirmiş"
ve böylece kendisine çeşit
çeşit diller üretmiştir. Dolayisiyle, sözde Rumca "AGNOS",
Latince "AGNUS"
ve de AGNES adlari da bu şekilde yapilmiştir.
Kökleri Türkçe sözlerdir ki bu dillerin
bünyesinde bir nevi
dondurularak saklanmiştir.
Ayrica, şayet AGNES adi Latince "kuzu" anlamli "AGNUS"
sözünden
kaynaklaniyor ise, bu sözün bile Türkçe asilli
oldugunu görebiliriz.
Söyle ki:
AGNUS sözü "GUS-AN"
şeklinde yeniden dizildiginde, adin Türkçe "GUZU-AN"
(GÖK KUZU) anlamli
sözden ve/veya "GUZUAN" (KUZULAR) anlamli
sözden yapilmiş
oldugu görülüyor. Eski Türkçe'deki AN
skelimesi "gök,
göy"
anlamli bir sözdür, ayrica hem "zaman"
anlamlidir hem
de "-ler, -lar" anlamli eski Türkçe
çogul ekidir.
Böylece Anne Teresa dogdugunda "GONCA
(GÜNEŞ) BOYACI"
Türk adi ile
dogdu.
"Agnes' mother, Dranafile
Bernaj, ("Drana" means "rose" in Albanian) may have been of
Italian
descent although some reports indicate her family may have owned land
in Serbia. She was more religious than her husband. When her husband
died the family discussed religion more often then politics and their
ties with the local church, Sacred Heart, got stronger. Drana set up a
business of handcrafted embroidery and textiles, but life was certainly
more difficult. Even so, Drana was apparently a charitable woman who
helped widows and alcoholics."
Anne Teresa'nin annesinin
adi Dranafila Bojaxhiu olarak,
ayrica,
"Dranafile
Bernaj" şeklinde de veriliyor (bakiniz :http://www.cosmicbaseball.com/mteresa01.html
).
Arnavutca'da "drana" sözcügü
Türkçe "gül"
anlamli olup, Dranafile adinin da bu anlama geldigi
iddia ediliyor. Ben ayni görüşte degilim. Zira,
"DRANAFILA" adi Türkçe "KARANFIL" adinin
degiştirilmiş şeklidir. KARANFIL adindaki "K" harfi önce Latince
"C =
K" harfine çevrilmiş, sonra da C kaldirilarak "D" harfi ile
degiştirilmiştir. Böylece, ad Türkçe "KARANFIL"
olmaktan çikarilarak, DRANAFILA'ya
dönüştürülmüştür. Bilindigi
üzere Türk kültüründe, "gül"
gibi, "karanfil" de
kizlar için kullanilan bir addir.
Ayrica annesine verilen BERNAJ adi da yine Türkçe "BERNA"
ve/veya "BERNAY" kiz isimleridir. Ayrica BERNAY bir
soyadidir.
Böylece, Anne Teresa'nin annesi, kuşkusuz, "KARANFIL
(BERNA/BERNAY)
BOYACI"
adli bir Türk anasidir.
"The
name "Bojaxhiu" means
"decorator" or "painter" in the Albanian language. There are
conflicting reports about her father's occupation. Some biographers say
he was a grocer and that his family lived in poor circumstances
(Ramnaraine)."
Anne
Teresa'nin babasinin adi Nikolla
(Nikolle, Nikola) Bojaxhiu olarak veriliyor. Belli ki
babasinin
soyadi inkar edilemiyecek şekilde Türkçe "BOYACI"
sözüdür. Ilk
adi olarak verilen NIKOLLA adini ise, Kilisenin binlerce
seneden beri Türk adlarini kirip yeniden dizme suretiyle taninmaz
kiliflara soktugu gerçeginin bilinci işiginda, yeniden analiz
edecegiz.
Ad olgusu (etimolojik) olarak, NIKOLLA eski Rum dilinin NIKOLAOS
sözünün bir çeşnisi olarak veriliyor. Ve
güya NIKOLAOS sözü de
yine Rumca "zafer" anlamli "nike"
sözü
ile "halk" anlamli "laos"
sözünden
yapilmiş bir ad imiş. Bu ad olgusu tanimlamasi tamamen uyduruk
olup
bir kandirmacadan ve bilinçli olarak yaniltmacadan
ibarettir. Rum dili her haliyle Türkçe ad ve
sözlerin kirilip, yeniden
başka bir kalipta dizilmesinden yapilmiş bir dildir ve NIKOLAOSsözü de ayni şekilde yapilmiş bir addir. Nitekim,
ünlü "St,
Nicolaus" ismi de bu addan kaynaklanmaktadir.
NIKOLAOS
adi "AL-KONIS-O" şeklinde
açilimi yapildiginda, adin Türkçe
"AL GÜNEŞ O" (KIZIL GÜNEŞ
O)anlamli,
veya "AL-KON-ISO"
şeklinde incelendiginde, adin Türkçe
"AL
GÜN IŞU"
(KIZIL GÜN IŞI
anlamli sözlerden yapilmiş oldugunu görüyoruz.
Böylece bu sözde Rumca
ad dahi Türkçe "güneş" ve "gün
ışısı" sözlerini
içermektedir. Zira, "St,
Nicolaos" adi da bu gerçeyi ispatlamaktadir. Bilindigi
üzere, "Noel
yortularinda", gecenin ortasinda Hiristiyan evlerinin ocak
bacalarindan içeri giren efsanevi
"St,
Nicolaos" adli kişi,
gerçekte Türkçe
"güneş" ve "gün ışısı"
kavramlarinin efsaneleştirilmiş
şeklidir. Böylece, bacadan içeri
giren gerçekte "al güneşin" ve "ak güneşin"
işinlaridir. Nitekim efsanevi ak-sakalli, al ve ak renkli giysileriyle
kendini her "Christmas" bayraminda
gösteren, eski Turan dünyasinin Gün-Tanrısinin ve onun
işiklarinin
temsilidir, ki bu kavram Türk dünyasindan aşirilmiştir.
Giysilerinin "AL"
oluşu, "AL GÜNEŞ"
adindaki Türkçe "AL" sözünden
gelmektedir. Bu kavrami, sözde
bir "Pagan" tapinagi olan ve Roma'nin en eski binalarindan biri
olan "PANTHEON"da çok rahatlikla görmekteyiz.
PAGAN
adi eski Turan dünyasina ve onun medeniyetine verilen bir "karalama"
adidir. Bu kelimenin tanimlamasi ile hem eski Turan dünyasinin
Tur/Türk/Oguz
adi, hem de onlarin dünya çapindaki medeniyeti
küçümsenmiş, tarihten
silinmiş ve Türk kimliginin yerine gölgelenmiş "PAGAN"
adi
kullanilmiştir. Gerçekte, PAGAN sözü de aslinda Türkçe
"APA GÜN" (ATA GÜN)
anlamli sözden yapilmiştir.
Bütün bunlardan görülüyor ki Anne Teresa'nin
babasinin ilk
adi dahi yine Türkçe asilli "AL GÜNEŞ" veya "AL
GÜN IŞI"
adindan yapilmiştir.
Aşagida Pantheon
ile ilgili resimde görülen ünlü büyük
bacanin
adi Latince "OCULUS" diye
verilmektedir. OCULUS sözü "ULU-COS"
olarak deşifre
edildiginde, adin Türkçe "ULU GÖZ" (ULU KÖZ)
oldugu şüphe
götürmez bir şekilde görülmektedir. Bu ad
Türkçe olarak güneşi,
binanin kubbesi ise "GÖK" damini (kubbesini) temsil
etmektedir. Güneşin işinlari bu bacadan girerek
aşagida duvarda
kendilerini görünür hale getirmişlerdir. Bu
konuda daha fazla bilgi için, Pantheon ile ilgili yazim
şu
baglantida görülebilir : http://www.polatkaya.net/pantheon_yurt.htm.
Gün ışısının
Roma'da ki "Pagan" tapinaginin "ulugöz"
adli bacasindan içeri girişini gösteren bir resim.
Araştirmalarimdan, Hiiristian
evlerine isli oçak bacalarindan giren "St.
Nicolaos" adli efsanevi, Al donlu,
Ak-sakalli kişinin
gerçekte güneş ve gün ışıgını
temsil eden
hayali bir kişi oldugu gerçegi ortaya çikiyor.
Kimligi
pek bilinmeyen bu efsanevi kişi gece yarisi,
herkesin yattigi zamanda, evlere
girdigine göre, o,
Hiristiyan inanişinda,
"ay ışıgı"
ve/veya "karanlik" kavrami olmalidir.
Gonca'nin ablasinin adi "Aga" ve erkek kardeşinin adi da "Lazar"
olarak veriliyor. Görüldügü gibi bunlar da
Türkçe isimlerdir.
***
Bütün bunlardan, "Anne
Teresa" (Mother
Teresa)'nin Üsküplü bir Türk ailesinin kizi
oldugu gerçegi ortaya çikiyor.
Kendisinin kilise ortamina ve
Katolik dinine ne sebeple ve ne
zaman girdigi pek açik degil. Anne Teresa'nin kilise
hizmetinde çalişmak üzere bir Türk aileden alindigi
olasiligi da akla
geliyor.
Kilise idarecilerinin ve de din bilginlerinin,
kilise hizmetinde uzun bir süre büyük bir
özveri ile çalişmiş olan Anne Teresa'nin Türk
kimligini bilmemiş olmasi
pek
düşünülemez.
Bununla beraber,
olasilikla onun Türk kimligini görmemezlikten gelip Arnavut
diye ilan
etmek kilisenin düşüncesine daha uygun
görülmüş olabilir.
***
TERESA adina gelince bu ad GONCA BOYACI'ya kilise
kuruluşu tarafindan
verilmiş olmali. Adin asli, büyük olasilikla "anagram"
yapma
yoluyla, Türkçe "ISA" sözünden yapilmiş
bir isimdir. TERESA
adini "ESATER" şeklinde açtigimizda, adin
Türkçe "ISA'TIR"
(ISA'DIR)
sözünden yapilmiş oldugunu görüyoruz. Böylece
soyu
Türk
olan bir aileden, kilise hizmetine giren genç Gonca
Boyacı, kendisine
Türkçe "ISA"
adindan kaynaklanan bir "kilise" ismi
verilerek hiristiyanlaştirilmiştir. Kendisine,
Türkçe "GÜNEŞ / GÜN IŞI"
adindan yapilma "AGNES" denilmesi
de bunun başka bir kanitidir. Fakat bu pek yeni
bir olay olmasa gerek. Binlerce
seneden beri Türklerin adlarini ve sözlerini alip
degiştirerek
kendilerine
Türkçe'den
çeşit çeşit Avrupa
dilleri yapanlar, olasilikla, nice Türk insaninin adini ve
Türklük
kimliklerini de degiştirerek kendilerine mal etmeyi töre haline
getirmişlerdir. Bu nedenle, Türk kizi Gonca Boyacı'nin
kimliginin degiştirilmesi kilise kuruluşu için pek olagan bir
hal olsa
gerek.
***
Anne Teresa'nin ve ailesinin Türk kimligini yukarida belirttikten
sonra, onun "azizlik mertebesine yüceltilmesi",
Ingilizce kilise deyimi ile "canonization"
kavramini da anlamak gerekir.
"Canonization" deyimi "ölmüş
bir kimseyi kilisece kabul edilen azizler listesine kanuni olarak
geçirme olayi ve onun kanunlaştirilmasi" olarak
tanimlanir.Böylece, bir "aziz" veya "azize"
olarak ilan edilen kişi, kanuna göre, kutsallaştirilmiş olur.
Ad olgusu bakimindan, Ingilizce "Canonization"
deyiminin Latince'de, "bilinen azizlerin listesine resmen kabul
etme" anlamli "canonizare"
sözünden geldigi bildiriliyor. Bunun anlami "azizligi"
kabul
edilen kişinin "azizligini" resmen kanunlaştirmaktir.
Bu tanimlama içinde, şimdi "canonization"
sözcügünün yapisini inceleyelim.
CANONIZATION sözcügü
harf-be-harf "ON-CANON-IAZTI" şeklinde incelendiginde, bu sözcügün
Türkçe "ONa
KANUN YAZTI" (ONU KANUNLAŞTIRDI) deyiminden
yapilmiş oldugunu görüyoruz. Böylece, bu
Ingilizce sözcügün asli "ona
kanun yazdi" Türkçe tanimlamasidir. Bu
Türkçe söz kirilip,
sözde "Ingilizce" dil kalibi içinde yeniden
düzenlenerek "canonization"
şekline dönüştürülmüştür.
Ayni şekilde, Latince CANONIZARE adinin olgusunu da
inceleyelim.
Latince
CANONIZARE
sözcügü harf-be-harf "CANON-IAZER" şeklinde açilip, incelendiginde, bu
sözcügün
Türkçe
"KANUN
YAZAR"deyiminden
yapilmiş oldugunu görüyoruz. Böylece bu
Latince sözcügün asli da "kanun
yazar" Türkçe tanimlamasidir. Latince
sözcügün yapilişina konu
olan kanun ve yazar sözcükleri öz be
öz Türkçedir. Bu
Türkçe kavram tanimlama sözü de kirilip,
sözde
"Latince" dil kalibi içinde yeniden düzenlenerek "canonizare"
şekline dönüştürülmüştür.
CANONIZARE
sözcügünün içinde sakli bir başka
Türkçe tanimlama daha vardir ki onu da şu şekilde
görebiliriz.
Latince
CANONIZARE
sözcügü
harf-be-harf "CON-AN-IAZER" şeklinde deşifre edilip incelendiginde,
bununTürkçe "KUN-hAN YAZAR", yani "GÜN-HAN YAZAR"
(GÜN-HAN YAPAR) anlamli, deyiminden
yapilmiş oldugunu görüyoruz.
Işte kişinin "azizlenmesi" (kutsallaştirilmasi) olayi
bu Türkçe tanimlamadan gelmektedir.
Çünkü, Gün-Han (Gün-Tanrı),
ki tanri Oguz Kagan'in "Gün-Han" adli oglu oluyor,
eski
Turan dünyasinin binlerce
sene
dünya çapinda yaygin dininde taptigi kutsal Güneş
Tanrısidir.
Böylece, Anne Teresa Gonca Boyacı azizelik mertebesine
ulaştiginda, ondan önce başkalarinin da oldugu gibi, gizli bir
şekilde
adi verilmeden Türkçe dil ile, "GÜN
TANRIÇASI" ünvanina
yüceltilmiş olacaktir. Bilinmelidir ki bu, eski TURAN
dünyasinin
Tur/Türk/Oguz insanina ait çok eski bir
töredir.
Şimdi bir de "azizelik" anlamli "SAINT"
sözcügünün yapisina bakalim.
SAINT sözcügü
harf-be-harf "ISTAN" şeklinde incelendiginde, bu sözcügün
Türkçe "ISTAN"
deyiminden
yapilmiş oldugunu görüyoruz.
Diger taraftan, ISTAN sözcügü yine
Türkçe IŞITAN ve ISITAN,
ayrica ÜSTHAN ile yine "GÜN-TANRIYI
(GÜNEŞI)
ve de Türklerin GÖK TANRI'SINI tanimlamaktadir.
Böylece, kaynak yine kuşkusuz Türkçe dili ve eski
Tur/Türk/Oguz
töresidir.
Ingilizce "saint" sözcügünün
Latince
karşiliklarindan biri "sanctus" olarak
verilmektedir.
Latin SANCTUS sözcügü harf-be-harf "CUNASST" şeklinde incelendiginde, bu sözcügün
Türkçe "GÜNEŞTI"
deyiminden yapilmiş oldugunu görüyoruz.
Böylece "azizelik" kavrami yine Türkçe bir
sözden, yani, bir
kez daha "güneş"
adindan kaynaklanmaktadir. Bu sebeple yine bu tanimlama da
gösteriyor
ki, "azizlik" Türkçe'de en azindan "Gün-Tanrı"
mertebesine yüçeltmek demektir. Eski
Tur/Türk/Oguz dünyasinda
hakanlar, hanlar kendilerini "Tanrı" olarak tanimlardi, ki bu töre
Batililar tarafindan Türkler'den aşirilmistir.
***
Yukarida
verdigim açiklamalardan görülüyor ki, kilise
kuruluşu Türk toplumundan
aldigi insanlarin adlarini ve medeniyetinden aldigi
kavramlari tanimlayan Türkçe
sözleri,
kendine özel bir şekilde, degiştirip gizlemiş
ve bunu gizlilik içinde yürütülen bir
adet haline
getirmiş.
Yeni kaliplar içinde şekillendirilerek ortaya çikan adlar
ve
sözcükler, Türkçe'den yapilmiş olmalarina ragmen,
onunla hiç bir
benzerlik göstermeyecek şekilde gizlenmişlerdir. Belli ki bu
gizli
işlem çok eskilerden beri, olasilikla kilise kuruluşunun
başlangicindan
beri, devam etmiştir. Bu işlemle kavramlarin adlari gizlendigi gibi,
kişilerin de kimlikleri gizlenebilmektedir. "Mother
Teresa" da hep Hiristian adiyla tanitildigindan
dolayi, onun etnik kimligi, "Hint-Avrupali" oldugu
görüntüsünü
vermektedir. Halbuki,
yukarida verdigim açiklamalarin işiginda Anne
Teresa Türk kimligine
sahip birisidir.
Bu ulu kişinin "azizelik"
mertebesi
resmen kanunlaştiginda,
eski Turan dünyasinin Gün-Tanrısi ve Gök-Tanrısi
mertebesine yüceltirilerek, bir "tanrıça"
tanimlamasiyla,
kutsallaştirilmiş olacaktir.
Yil 1910'da, Osmanli
Imparatorlugu'nun bir ili olan Kosova'nin Üsküp kentinde
dogan Gonca
Boyacı,
özel insani
yeteneklerle süslenmiş birisi olarak, hayati boyunca insanliga
yaptigi
hizmetleriyle, çoktan "Gün-Tanrıçasi"
ünvanini haketmiştir. AL GÜN-HAN ruhunu sonsuza
dek şad etsin!